Ayrılıktan Birlik Bilincine

Ayrılıktan Birlik Bilincine

159
1
PAYLAŞ

Göbek kordonumuzun kesilip, ilk ayrılık travmamızı ağlayarak karşıladığımız o dünyaya düşme anından itibaren, son nefesimizi verene kadar, bu yaramızı iyileştirmenin yollarını arıyoruz bu dünya serüveninde. Üstelik bu travmanın, o an başladığını düşünerek veriyoruz bu mücadeleyi. Oysa bu ayrılık acısı bizim sadece dünyaya geliş senaryomuzun başlangıcı değil.

Ya kainata doğuşumuz. Önceden bilmediğimiz bir duyguyu, doğar doğmaz bu kadar net tanımlayabilir miyiz? Elbette ki bir yerlerden hatırladığımız başka bir ayrılış senaryosu var bizi arayışa iten. Ama Nasrettin Hoca hikayesindeki gibi kiler karanlık ve biz bu kaybı dışarıda arıyoruz ömrümüz boyunca. Kendi içimizin karanlığı hep korkutuyor bizi. Annem diyoruz; beni sevmedi, sarılmadı, terk etti, korumadı. Oysa onun bir parçasıydım ayrılmadan önce, bunu bana nasıl yapar. Ya da babam, genetik diğer yarım, bari o biraz kabul etseydi, onaylasaydı, bağrına bassaydı. Saçımı okşayıp kızım, oğlum deseydi. İçimizdeki o saf sevgiden kopuş yalnızlığını doldurma çabasıyla geçiyor yaşam. Sonra büyüyoruz elbet ve rastlaştığımız herkesten içimizdeki bu eksiği tamamlamasını bekliyoruz. Öyle misyonlar yüklüyoruz ki ilişkilerimize, baştan yenilgi kaçınılmaz oluyor. Her son ile hüsran ve yalnızlığımız artıyor. Acılarımız da elbet.

İşin daha da karmaşık olan kısmı sadece doğum travmasıyla hayata başlamamış olmamız. Bir de genetiğimize kodlanan, kalıtsal aile travmalarımız var. Hatta inananlarımız için, işin içine geçmiş yaşam travmalarımızı da koyarsak, işimizin ne kadar güç ve içinden çıkılamaz olduğunu görmek zor değil.

İşte kalıtsal aile travmaları çalışması, kendimizin dışında aradığımız ve bulamadığımız için yaşam boyu öfke, keder, üzüntü, kızgınlık, engellenmişlik hisleriyle geçirdiğimiz yaşam serüvenimizi bunların gerçek sebebinin olduğu geçmişimizde ve içimizde aramamızı ve onarmamızı sağlıyor. Çünkü bizi gerçekten acıtan olanlar ve olaylar değil, kullandığımız program verileriyle, onlara yüklediğimiz anlamlar. Program verilerini yeniden girince anlamlarda değişiyor ister istemez. Bu farkındalıktan sonra kendi adıma yaşadığım ilk şokta yine her zaman yaptığım gibi dönüp oku kendime sapladım. Bunca yıldır tüm kurgumu saçma bir program verisine göre kurgulamış olmak çok canımı acıttı. Kendime kızdım. Birkaç gün ağladım. Sonra yavaş yavaş kabul ediş ve sakinlik. Ardından, zamanı şimdiymiş, önümüze bakalım safhası.

Ve yolculuk bununla da bitmeyecek biliyorum. Yol çok uzun ve bir o kadarda kısa aslında. Çünkü kilerin en derinlerinde aradığımız kayıp parçamız aslında bize şah damarımızdan daha yakında. Ve onu bulduğumuzda anlayacağız ki aslında hiçbir zaman terk edilmedik, yalnız bırakılmadık, AYRILMADIK. Teşekkürler Umut, Meltem ve Sola Unitas ailesi.

Işıl Altınmekik Güleyen

 

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK