Atalarımız Nasıl Uyuyordu?

Atalarımız Nasıl Uyuyordu?

210
0
PAYLAŞ

Hiç gecenin bir yarısı aniden uyanıp, gözleriniz faltaşı gibi açık tavana bakıp, bir sağa bir sola dönüp de uyuyamayıp kıvrandığınız olur mu? Hani sonra saatin alarmı acı acı çalınca külçe gibi kalkamazsınız yataktan?

2001 yılında Virginia Tech Üniversitesi’nde tarihçi Roger Ekirch 15 yıllık araştırmanın ürünü bir makale yayınladı. Bir çok tarihi belgeye yer verilen çalışmaya göre insanlar eskiden iki farklı parçada uyuyorlardı.

Araştırmaya göre atalarımız her zaman tam 8 saat uyumazlardı. Bunun yerine, önce 3 ya da 4 saat uyur sonra 3 saat uyanık kalır ardından tekrar sabaha kadar uyurlardı.

Ünlü bir tarihçi, Craig Koslofsky’e göre 17.nci Yüzyıldan önce gece ile ilgili insanların kafasındaki düşünce hiç olumlu değildi. Gece demek suçlular, sarhoşlar ve benzeri bir çok tehlikeli insanın ortaya çıkması anlamına geliyordu. Mum ışığını maddi olarak karşılayabilecek zenginlerin bile para harcamak için başka yerleri vardı. Gece uyanık kalmanın hiç bir prestijli yanı ya da sosyal değeri yoktu.

Paris şehri ışıklandırılan ilk şehir olduğunda işler değişmeye başladı. Ardından tüm Avrupa’da gece geç saatlere kadar uyanık kalmak sosyal bir norm haline geldi ve sonrasında sanayi devrimi gerçekleşti.

Oxford ‘da biyolojik saat üzerine uzmanlaşmış profesör Russel Foster günümüzdeki uyku sorunlarını şöyle açıklıyor:

Pek çok insan gecenin ortasında uyanıp panic yaşıyor. Ben onlara yaşadıkları deneyimin atalarının eski uyku şekline dönüş olduğunu söylüyorum. Yaşanan tıbbi sorunların %30 u dolaylı ya da dolaysız  uyku ile ilgili ve bu konuya şimdiye kadar gereken önem verilmedi. Belki de sağlıklı olan atalarımızın uyku alışkanlığıydı. Muhtemelen neden şimdi uyandım diye endişe edip stresli bir şekilde tekrar uykuya dalmak için kendilerini zorlamak yerine o süreyi rüyalarını düşünerek, okuyarak, dua ederek ya da ruhani uygulamalar ile geçirip sonra tekrar sabaha kadar süren tatlı bir uykuya dalıyorlardı.

Kaynak:CollectiveEvaluation

Çeviri: Yeşim Erberksoy

 

BİR CEVAP BIRAK