Aslında öğretmen olmayı pek düşünmemiştim.

Aslında öğretmen olmayı pek düşünmemiştim.

290
4
PAYLAŞ

“Aslında öğretmen olmayı pek düşünmemiştim.”

Sevgili arkadaşım Dilek Boyraz’ ın arı Türkçesiyle  çevirisini yaptığı  Robyn Jackson’ın “SenYapabilirsin” adlı kitabını  elime aldığımda öncelikle çok mutlu oldum. Bugüne değin çok fazla sayıda kişisel gelişim kitabı okumuş olmama rağmen bu kitabın benim için ayrıca önemli olmasının nedeni başlangıçta doğaldır ki okuyacak olduğum kitabın Dilek’in dilinden hayat bulmasıydı. Kitabı merakla elime aldım.  Ve okuduğum ilk cümlesiyle bu kitabın bana az önce sözünü etmiş olduğum nedenden çok daha fazlasını vaat ettiğini  duyumsadım.

“Aslında öğretmen olmayı pek düşünmemiştim.”

Bu cümle beni nasıl da meraklandırdı, kendine çekti, aldı, götürdü. Nereye mi?  Kendi geçmişime, öğretmenlik hikayemin başladığı yere. Bazı kitaplar, sizi bir cümleyle baştan yakalayıverir ya benim için de öyle oldu.

Yazar da başlangıçta benim gibi öğretmen olmayı aklına bile getirmediğinden dem vuruyor. Lise son sınıf öğrencisiyken bir öğretmeninin meslek seçimi ile ilgili sorduğu soruyu düşünürken içinden gelen sesin  ona öğretmen olacağını söylemesiyle aklına düşüyor bu meslek ve araştırmaya başlıyor.

Bundan sonra yazar mesleği araştırmaya başlıyor. Araştırmalarının sonucu hiç de tatmin edici değildir.  Meslek hem zordur,  hem maaşı düşüktür.  Pek havalı bir meslek de sayılmaz üstelik. Tüm bunlara rağmen öğretmen olmakta  kararlıdır yazarımız.

Durumu ailesiyle paylaşır. Onların tepkileri de araştırma bulgularını destekler niteliktedir.  Yakınları onu çok zeki olduğunu ve bu nedenle daha iyisini yapabileceğine inanır(!)

Tüm olumsuzlukları, önyargıları umursamayarak öğretmen olan yazarımız, mezun olan ve mesleğini seven her öğretmen gibi bir an önce sınıfına , öğrencilerine kavuşarak tüm heyecanı ve gayretiyle öğrendiklerini öğrencileriyle paylaşmak için sabırsızlanır. Yazarımız, ilk başlarda zorlandığını kabul ederek daha başlangıçta zorluklarla yüzleşir. Zor olması onun için aşılamaz olması anlamına gelmediğinden kendi yolunu bulur eninde sonunda.

Öğretmenin doğallığını keşfettikçe daha da sever mesleğini. Derken bu kendiliğindenlik diğer meslektaşları tarafından da fark edilmiş olmalı ki diğer öğretmenlerle yolunu paylaşması ve onlara mentorluk yapması istenir. Ardından koçluk yapması teklif edilir. Kabul eder.  Artık bir yandan öğretmenlik, diğer yandan da koçluk yapmaktadır.

Ancak  deneyimlerini arkadaşlarıyla paylaştıkça fark eder ki kendi işine yarayan yöntemler, diğerlerinin işine yaramamaktadır. Tam bu nokta da durup düşünür ve karar verir.

Ve  der ki; “Onlara öğrencilerime nasıl müdahalede bulunduğumu anlatmak yerine proaktif müdahalenin ilkelerini anlattım.”

Proaktif Mücadele Uygulamasının sonucu, şaşırtıcı ve aynı zamanda sevindiricidir.

“Beni asıl şaşırtan,” der Robyn R. Jackson, “Hangi öğrenciye ya da konuya uygun olup olmadığına bakmadan öğretmenlerin paylaştığım prensipleri dinleyip kendilerine uygun hale getirmeleriydi. Sınıflarına gittiğimde kendi sınıfımın aynısını görmek yerine öğrendikleri ilkelerle kendi düzenlerini ve tekniklerini oluşturmuş öğretmenlerin sınıflarıyla karşılaştım.”

Bu aşamadan sonra yazarımız kariyer basamaklarını hızla tırmanır, bir süre idarecilik yapar, eyalet yöneticiliği teklifi alır, reddeder ve işinden ayrılır. Derken deneyimlerini meslektaşlarıyla paylaşmak adına ardı ardına dokuz kitap yazar.  Yazdıklarıyla onların tutkularının fitilini yeniden ateşler, tükenmişliklerine, umutsuzluklarına ışık olur.

“Ben bu kitabı yıllarca yüreğimde taşıdım,” diyen yazar, akışta daha pek çok cümlesiyle defalarca yakalayıverecektir yüreğimden.  Yürek yüreğe değmeye görsün bir kez.  Aracı ister kitap, ister şarkı, her  ne olursa olsun yürek varsa eğer, bilirim ki o, iyidir. Ondan ne çıkarsa güzel çıkar. Tıpkı bu kitap gibi.

Yazarımız, kitap boyunca danışan meslektaşlarına  tavsiye vermekten özenle kaçınır. Deneyimleri ona göstermiştir ki öğretmeyi kolaylaştıracak sihirli bir formül yoktur.  Her öğretmen kendi yolunu kendisi bulacaktır ve bulmalıdır da. Bu kitabı da meslektaşlarının kendini bulabilmesi için yazmamış mıdır üstelik?

Bu düşüncesini ifade etmek istercesine şöyle der:

“Benim tecrübelerimden bir şeyler öğrenebilirsin ama benim sana asıl öğretmek istediğim şey, kendi yolunu nasıl bulacağındır. Kendi yolunu, öğretme tarzını bulacaksın. Endişelenme. Sen yapabilirsin.”

Okudukça eminim ki  sizler de benim gibi  Robyn K. Jackson’ la pek çok ortak noktanız olduğunu keşfedeceksiniz.  Belki sizler de kendi pencerenizden baktığınız mesleğinize yeni pencereler açabileceksiniz. Belki bu dünyaya geliş nedeninizi yeniden keşfedecek, yaptığınız seçimin doğruluğuyla huzur bulacaksınız.

Öğretmenlik zor meslektir, bilenler bilir. Öyle uzaktan göründüğü gibi değildir. Her gün karşınızda dinamik, sürekli değişen bir topluluk vardır. İster sınıf öğretmeni olun, ister branş öğretmeni fark etmez, biz öğretmenler biliriz ki  işimiz, yalnızca bilgi aktarmak değil, daha, çok daha fazlasıdır. Hele ki  günümüzde bilgiye ulaşmanın sınırsız kaynağı olduğunu düşünürsek öğretmenliğin bilgi aktarıcılığından çok daha fazlası olduğunu rahatlıkla görebiliriz.  Bu anlamda yazarın deyimiyle “usta öğretmenin takım çantasının” donanımlı olmasının ne kadar önemli olduğu da su götürmez bir gerçektir.

İşte,  Robyn K. Jackson’ın “Sen Yapabilirsin” adlı  eseri, biz öğretmenlere kendi takım çantamızı nasıl donatabileceğimizin ipuçlarını sunuyor. Ben, kendi takım çantam için seçtiklerimi sizlerle paylaşıyorum. Sizler de kendinize  yakın  gelebilecek olan ipuçlarını keşfetmek,  öğrencilerinizin “kendi potansiyellerini keşfetmelerini ve hayatta durdukları yeri kendilerinin belirlemelerine katkıda bulunmak istiyorsanız, onlara öğrenme isteği ve tutku aşılamak” istiyorsanız bu kitabı okuyun derim.

*Usta öğretmen hata yapar.

*Daima yeniden başlamalısın.

*Sınıfın nabzını tut, işler yolunda gitmezse rotayı değiştir.

*Doğru yol için başarısızlığı göze al.

*Kişisel gelişim olanağı sunan her fırsatı değerlendir.

*Kendi savaşını ver.

*Değişime önce kendinden başla.

*Bir yıldız olup parlamak istiyorsan zamanını bekle.

*Olabildiğinin en iyisi ol.

*Herkesten bir şey öğren.

*Tutkunu bul. Bu yolda seni nelerin besleyeceğini belirle. Sonsuza kadar parlamanın yolu budur. Parıltı sürecin kendisinden beslenir.

*Okul sistemini iyi bil.

*Okul dışı mesleki bağlantılar kur.

* Öğrencilerine odaklan.

*En iyi görünmeyi bırak, öğrencilerin için en iyisini yap.

Ve sen öğretmenim! Belli ki aynı yolun yolcusuyuz. Yoksa merakla okur muydun yazdıklarımı sonuna dek? Çıktığımız usta öğretmen olabilme yolculuğunda  ne mutlu sana, bana ve bizlere ki;  eğer yapabilirsek, eğer başarabilirsek, eğer vazgeçmezsek, eğer zorluklar, engeller yıldıramazsa bizi;  korkmayalım öğretmenim. Bizler, dünyayı  değiştirebilecek  güce sahibiz. Sınırlarının zorlandığı her an hatırla lütfen!

“Öğretmenlik korkaklara göre değildir.”

 ESRA KARA  30.11.2016

4 YORUMLAR

  1. Kaleminize, yüreğinize sağlık Esra Hanım. Çok haklısınız öğretmen olmak cesaret ister. Hele de bu devirde. Cesareti olmayanlar bu mesleği yapmazlarsa iyi ederler. Çünkü yetiştirdikleri çocuklar da onları örnek alır.

  2. Çok ama çok güzel canım öğretmenim o kadar güzel hayat bulmuş ki yazdiklarinız o kadar bizden ki herkesten bir şey öğren çok hoşuma gitti hatta öğrencilerimden bile ,kaleminize sağlık (Dilek hocamın çevirisini yaptığı eseri de ilk fırsatta okuyacağım)

  3. Canım arkadaşım öyle güzel anlatmışsın ki ,senin dilinde ayrı bir hayat bulmuş sanki .Kitabı hemen okumak istedim. “Yürek varsa bir işte o , iyidir. ” Aynı senin yaptığın gibi..

BİR CEVAP BIRAK