AŞIRI ÜZÜNTÜ DURUMUNDA BEYİNDE NELER OLUYOR ?

AŞIRI ÜZÜNTÜ DURUMUNDA BEYİNDE NELER OLUYOR ?

811
0
PAYLAŞ

”İnsanın en büyük günahı gereksiz üzülmek , en sıcak cehennemi ise kendine duyduğu öfkedir. ”   -Umut Kısa,MCC

Hz . Mevlana’ya atfedilen ”Lafa bakarım laf mı diye , söyleyene bakarım adam mı diye ” bir söz var. Açıkçası ben de söylediğine inanıyorum . Çünkü O’nun asıl anlatmak istediği derin düşünce içermeyen ve bir anlamı olmayan değersiz sözleri ”laf ” olarak , anlamsız sözler söyleyenleri de ”adam” olarak kabul etmediği …

Söylenen de  söyleyen de değerli olunca bizlere düştü laf üstünde düşünmek . Konuya Umut Kısa ‘nın kullandığı günah – cehennem gibi kavramlarla derinlerde ne anlatmak istediğinin izini sürmekle başlayabiliriz yargısız ve açık gri hücrelerimizle 🙂 Bu yazıda daha çok gereksiz üzülmek üstünde durulacaktır.

Algım beni tutar ellerimden diyar diyar gezdirir sonunda döner dolaştırır şu beyine getirir şeklinde kendi uydurduğum türküyü mırıldanırken tıbbi litaratürü bir dolaştım ki ; gelin beraber bakalım aşırı üzülmenin bizlere verdiği bilimsel zihinsel ve bedensel zararlara.

Önce üzüntü nedir cümle içinde kullanalım. Üzüntü ; kişiye göre sebepleri  tesiri ve süresi farklı olan, içten ve dıştan uyaranlarla meydana gelen , istenmeyen bir psikolojik durumdur. İşte burada dikkat ! Üzüntü istenmiyorsa istenen ne olabilir ? Geleceğiz , geleceğiz 🙂

Hem suçlu hem güçlü amigdala 🙂 Yunanca badem kelimesinden gelen , şekli ve büyüklüğü ile bademe benzeyen ve her biri kulaklarımızdan sadece bir kaç cm uzaklıkta olan ikişer amigdalamız olduğunu biliyor muydunuz ? Kulak çekme cezasının bir boyutu da duygusal cezalandırma yani çok yakın mesafeden.

Uyaranların hissi yükünün , beyinde değerlendirildiği asıl bölgenin amigdala olduğu anlaşılmıştır. Son zamanlarda çeşitli duyu alma bozukluklarında nöro-transmitter yani sinirler arası uyarı transferi yapan faaliyetin miktarından çok resöptör dediğimiz alıcı hücrelerin sayısı ve hassasiyetleri üzerinde durulmakta. Daha önceleri ise Serotonin ve Noradrenalin düşüklüğü araştırılmıştı. Sonuç olarak kişisel biyolojik farklılıklar rol oynamakta.

Üzüntü uyaranın dozu ve kişide oluşturduğu algısal farklılıklar nedeniyle derin üzüntü olan kederle hafif şekli olan hüzün yelpazesinde kendini gösterir. Çok basit bir örnekle kaybedilen 100L aylık kazancı 10.000L olanla 1000L olanda farklı üzüntü düzeyi yaratabilir . Ya da kişinin kaybettiği parayı sadaka olarak görme gibi bir tercihi varsa hiç üzüntü oluşmaz . ” Cana geleceğine mala gelsin ” şeklindeki inancı sağlamlaşmış biri ile ” Mal canın yongasıdır” inancı sağlam olanda farklı tepkiler oluşur. Para değeri yüksek olmayan biri inancı ne olursa olsun tınlamaz belki .

Başarı değeri çok yüksek olan bir öğrenci kırık bir notta kendini yerlere atarken , bir diğerinde hiç üzüntü oluşturmayabilir . Örnekler çoğaltılabilir.

Biz burada hangisi doğru tabi ki tartışmıyoruz ama aşırı üzüntü şekli olan kedere dönerse bakın neler olabilir?

Aşırı keder ve sürekli üzüntü  ara sıra hepimizi yoklar. Yakın kaybı , afet ve toplu ölümler , çok istenilen bir şeyde başarılı olamama , iş kaybı vs sebepler uzatılabilir. Bunlara verilen tepkiler de yine kişiye özgüdür.  Örneğin aynı problemi yaşayan bir çok kişiden hangisinde üzüntü hangisinde aşırı keder veya derin ve sürekli depresyon oluşacağı tamamen kişinin uyarana verdiği cevabın büyüklüğüne bağlıdır.

Depresyonu daha önceki yazılarda işlemiştik ama kısaca hatırlarsak genelde bir aydan uzun süren çok çok derin üzüntü , umutsuzluk , çaresizlik , isteksizlik ve kendini değersiz hissetme halinin devam etmesidir. Tabi ki bu ruh hali kişinin tüm hayatını etkiler ve üzüntüden farkı üzüntü gibi ara ara gelmez ve dalgalanmaz. Daimi ve süreklidir. Belirtileri yalnız kalma isteğinden , aşırı suçluluk hissi ve intihar isteğine kadar gidebilen geniş bir yelpazeye sahiptir.

Yapılan araştırmalar duygusal olaylardan sorumlu üç bölgenin üzüntü halinde aktif olduğunu göstermiş :

1- AMİGDALA (Amygdala)

Beyinde öfke , zevk , üzüntü , korku gibi duygularla ilişkili duyguların hafızada saklanmasında önemli rolü vardır. Korkutucu bir olay ya da duygu yüklü bir anımız aklımıza ilk geldiğinde amigdala hemen harekete geçer. Kişiler üzgün ve ileri derecede depresyon hastası olduklarında amigdaladaki hareketlilik daha yüksektir .

2- HİPOKAMPÜS

Uzun dönemli hafıza ve anımsama sürecinde merkezi bir rol oynar. Beynin bu kısmı , örneğin saldırgan bir köpekle karşılaştığınızda hissettiğiniz korkuyu kaydeden kısımdır. Bu aslında kendimizi korumamız için gereklidir.Bazı depresyon hastalarında daha küçük bulunmuştur. Sürekli strese maruz kalmanın beynin bu bölgesindeki sinir hücresi gelişimine zarar verdiği görülmüştür.

3- TALAMUS 
Bu bölge , duyulara ait bilgiyi toplar ve konuşma , davranışsal tepkiler , hareket , düşünme ve öğrenme gibi önemli işlevlerimizin yönetildiği beyin korteksine gönderir.

PET denilen görüntüleme tetkiki ile takip edilen hastalarda üzüntü oluşturulmuş ve beynin limbik , paralimbik , talamus ,caudate ve putamen kısımlarında belirgin aktivasyon olduğu görülmüştür. Geçici üzüntü halinde limbik sistemde daha geniş bir sahada uyarılma görülmüştür. Aynı hastalarda , neşe uyandıran hadiseler hatırlatıldığında beynin dış kısmı olan kortekse , bölgesel kan akımında belirgin ve yaygın azalma olmuştur. ( Özellikle sağ alın ve şakak bölgelerinde )

Bu çalışmaya göre , insanın üzüntü ve neşe durumunun uzun sürmesi , vücutta fizyolojik değişikliklere yol açmaktadır.

Üzüntü beynin sağ parietal korteksini ( yan kafa kabuk bölgesi) ve sağ medial calcanei korteksini uyararak yüz mimik hareketlerini geçici olarak değiştirir. Dudak kenarları ve kaşlar  alın kasları ile beraber nasibini alır.Normalde bu değişirken depresyonda mimik hareketlerini korur. Donuk , üzgün , enerjisiz.

Bir başka çalışmada beynin prefrontal ( ön alın ) bölgesine hızlı transkranial manyetik stimulasyon tatbik edilmiş , neticede neşeli olan kişilerin neşesi azalmış ve üzüntü oluşmuş , kanda tiroid hormon seviyesinde artış görülmüştür. Aynı kişilerin beyninin sol frontaline yani sol alın bölgesine manyetik stimülasyon kişilerin üzüntülerinin kaybolmasını ve neşeli halin oluşmasını sağlamış tiroid hormonu ise ikisinde de artmıştır. 

Üzüntü bölgesi uyarılarak yapılan beyin grafikleri olan EEG ‘ de sadece beynin sağ yan bölgelerindeki alfa aktivitelerinde düşüş görülmesi anlamlı bulunmuştur. Üzüntü durumlarında beynin sağ yarım küresi , sola göre etkilenme yönünden daha anlamlı bulunmuştur. Üzüntü beynin sadece sağ yan bölgesini etkilemeyip sol merkezini de etkilemektedir.

Üzüntü sonucu vücutta adrenokortikotrofik  ( ACTH ) salınımı olur. Böbrek üstü bezindeki glikokortikoid alıcılarının aktivasyonu artar , kandaki kortizol seviyesi yükselir. Salgılanan glikokortikoidler , hücrede depolanmış aminoasitleri ve yağları harekete geçirerek , karaciğer dışındaki bütün hücrelerdeki protein depolarını azaltırlar.

Uyy! Ha burada bir duralum 🙂 Binbir emekle hücrelerimizde biriktirdiğimiz proteinleri üzülerek kayıp mı ediyoruz üzülerek nasıl yani ? Azıcık sabrederseniz tıbbi kısım bitiyor ama bunları açıklamadan gerçeklik değeri yüksek arkadaşlara ve bilimsellere aha da bu diyemiyoruz üzgünüm az sabır 🙂 

ACTH dengesizliği nedir çeken bilir burada ayrıntıya girersek çıkamayız . Kortizol yükselirse 
ne olur ? Katabolizma yani kas ve yağ dokusunda RNA (ribonükleik asit ) yapımını baskılayarak azaltır. Aşırı üzüntüde kortizol o kadar artar ki kaslar oturduğu yerden kalkamayacağı kadar zayıflayabilir.  RNA baskılanması bağışıklık sistemi hücrelerini de azaltır.  

Upss ! Şu anda üzüldüğüm zamanlarda yerimden kalkmak istememe ve Türk filmlerindeki karşılıksız aşk veremlerinin sebeplerini henüz çözümlemişken yağlarla ilgili olanlar üstüne tuz biber oldu. Yağ yıkımı sonucu glikozun yağ hücrelerine taşınması azalır , plazmada yağ konsantrasyonu artar. Tam burada yaşasın üzülerek zayıflayabilirim diye düşündüğümde Tıp Fakültesi hocalarımın sesleri çınladı kulaklarımda ” Kan yağları artımı koroner arter hastalıkları ( damar yağlanması ) ve kalp krizlerinin en önemli nedenlerinden biridir.”

 Evlerden ırak ama anladık mı aşırı üzüntüdeki kalp krizlerinin ve göğüs ağrılarının nedenlerini ? Kalbe yaşattığı ritm bozuklukları , kalbi besleyen damarlarda büzülme ( içim sıkılıyor hissi ) verdiği gibi yine fazla kortizol salınımı ile vücutta su tutulumu ile kalbin yükünü arttırması da cabası.

Sonuçta yıkım sonrası hücrelerin glikoz kullanımı ihtiyacı karaciğerde glikoneogenez ( laktik asitten glikoz yapımı ) hızının artması sonucu azaldığından kan şeker seviyesi normalin %50 ‘si ile %70 ‘i oranında artar . Alın bakalım üzüntü sonucu şekerimiz de yükseldi !

Hüznü gereksiz üzüntüden ayırmak isterim. ” Sanatta , edebiyatta , yaratımda , müzikte ve özfarkındalıkta kullandığımız gerekli üzüntü hüzün bu yani geleceğiz demiştim. Bir açıdan aşırı neşenin dengeleyecisi.

” Biraz hüzün ruhunun kıvrımlarını daha rahat gördüğün büyüteç gibidir ” Prof. Dr. Kemal Sayar . 

Hüzne de dokunduktan sonra sıra konuyu günahla bağlayıp bitirmeye geldi . 

Şimdi tam burada günah nedir kısaca tanımlarsak kalan bağlantıyı zihniniz otamatikman yapacaktır.

Günah aslında Yaratıcının açıkladığı ahlaki , toplumsal ve dinsel öneri  ve yasaklara karşı yapılan bilinçli ihmalkarlık olarak tanımlanırsa da aslında yapıldığında sonucunun bir şekilde olumsuz olarak yaşanacağı  durumlar da bu kelime kavramı içinde anlatılabilir. Bir taraftan da günahları işlediğimizde yaşayacağımız  üzüntüyü fark ettiren derin bir anlam gizli günah kelimesinin kendi içinde… Hem günah işleme tatlı uyarısı hem de işlediysen de kendini aşırı suçlama ve ümitsizlik kuyusunda boğma teklifi…Hüzünde kal dengeyi bozup depresyon kıyılarına yelken açma , geri dönemeyebilirsin…

İnsanın en büyük günahı gereksiz üzülmek cümlesini okuduğunuzda , istemsiz bir önyargı oluştuysa içinizde bir de beyninizin ve bedensel sağlığınızın penceresinden bakın istedim.

Sizce üzüntünün beyin ve bedendeki bilimsel yansımalarını birazcık açtıktan sonra gereksiz üzüntü için insanın kendisine verdiği en büyük zararlardan biri olarak tanımlamak az mı ?Kendi adıma çok şey öğrendim bu laftan teşekkürler Umut Kısa …

Ayşen Çankaya

BİR CEVAP BIRAK