Arkadaşım Eşşek

Arkadaşım Eşşek

98
0
PAYLAŞ

Grimm Kardeşler’in Bremen Mızıkıcıları masalını hatırlar mısınız? Masalı okumayanlar sembol haline gelen heykeli hatırlayacaktır.

Masal; eşeğin sahibinden özgürlüğü için kaçması ile başlıyor. Önce köpek sonra kedi ve en son horoz ile karşılaşıyor çıktığı macerada.

Yolculuk rotası için Bremen’de duydukları bandoya katılmak üzere anlaşmaya varmışlar. Yolculuk uzun; bir süre sonra hem yorgun düşüp hem de acıkıyorlar. Ormanın içinde gördükleri ışığa doğru yaklaştıklarında ne olduğunu anlayabilmek ve içeriyi görebilmek için eşeğin üstüne köpek, kedi ve horoz sırası ile çıkmış ve camdan içeri bakan horoz haydutların yemekle dolu güzel bir masada oturduklarını görmüş. Açlık şiddeti ile gördükleri sofra birleşince aynı anda bağırmaya başlamışlar. Haydutlar camdan içeri bakan ve sesler çıkartan hayvanları görünce korkup kaçmaya başlamışlar. Bizimkiler de güzel yiyecek ve korunaklı bir evin rahatlığı ile mutlu mesut orada kalmaya başlamışlar.

Hepsi; yıllarca beraber yaşadıkları ev sahiplerinin kendileri ile işlerinin bitmesi sonrasında benzer kaderde buluşup, arkadaş olmuşlar.

Peki, Bremen Mızıkacıları olarak bu masalın başarısında arkadaşlık veya dostluk ne kadar etkili olabilir?

Hepimizin az veya çok arkadaş grupları oluyor öyle değil mi? Bu gruplar içinden zamanla hikâyeler, ortak noktalar, hobiler vb. sebeplerle bazıları ile arkadaşlığınız daha da güçlü hale gelir.

Üzüntü, neşe, keder gibi aklınıza gelecek her duygu selinde arkadaşlıklar önemlidir ve birbirine destek gerektirir. Genellikle böyledir, böyle olması beklenir. ‘’Kötü Gün Dostluğu’’ diye bir deyim vardır. Ama benim merak ettiğim ise iyi gün veya günler için arkadaşlığın rolü.

Peki,  arkadaşlığın kişisel başarınızda rolü veya katkısı var mıdır?

2009 yılında bir grup psikolog, önce 10 arkadaşın önemlilik derecesine göre sıralanmasını daha sonrada hayali bir 100 puanı bu kişilere dağıtılması üzerine bir deney yapmışlar. Verilen puanların herkesin göreceği söylendiğinde eşit dağılım, gizli olacağı söylediğinde ise puanlama arasında ki farkın açıldığı görülmüş. Kişisel itibara önem veren insanoğlu, dış etkenlere bağlı olarak davranış farklılığı gösterebiliyor. İnsanlar bireysel düşünce veya tutumları için destekçi olduğunda daha güçlü ve kazanç duygusunu elde ettiğini düşünebiliyor. Buda başlangıçta karşılıklı çıkarlara göre arkadaşlık kurulmasının normlarını doğruluyor.

Hepimizin iş ve yaşam ile ilgili hedef veya hayalleri vardır. Bir düşünce olarak başlar, hayal eder ve sonra planlarız. Sıra paylaşmaya geldiğinde ise ailemiz ve arkadaşlarımız ile paylaşırız. Genellikle tebrik veya destek beklerken ilk tepkiler hedefinize ulaşmanızın zorluğu hatta imkânsızlığı olabiliyor. Her ne kadar dürüstlük değeri içinde bu tepkilerin oluştuğunu kabul etsek de arkadaşlık destekleyici de olmalıdır.

Örneğin bir yaşam koçu ile hayallerinizi paylaşsanız ‘Bu hayalin gerçeklemesi için ne yapmalısın?’ sorusunu alırsınız. Kulağa nasıl geliyor? Üstelik koç senin arkadaşın değilken.

Arkadaşlarınız ile bir arada olduğunuzda zamanın nasıl geçtiğini unutuyor, eğleniyor ve bir sonraki buluşmalar için can atıyorsanız güzel bir ortamda, doğru insanlarla berabersiniz demektir. Oysa sıkılıyor, kendiniz olamıyor ve olumsuz hissediyorsanız bazı işaretleri görmelisiniz.

Zevk ve düşünce yapısına uygun olanlarla genelde arkadaşlık kuruyoruz. Bu ortak bir paylaşım yapabilme arzusu veya kendini gerçekleştirme de olabilir.

Arkadaşlık aslında birazda rahat olmak, olduğun gibi kabul görülebilme arayışından da geliyor. Çünkü özellikle iş hayatı başta olmak üzere, sosyal hayatımızda da zaman zaman rollere girebiliyoruz. Bu yüzden rahat olabileceğimiz ortam ve insanlar önemli hale geliyor.

En önemlisi de hayatın içinde her şey bir yarış içindeyken, eşitlendiğiniz tek alandır arkadaşlık. Üstelik her zaman yan yana olmak durumunu da gerektirmeden. Öyle olsa sosyal mesafenin olduğu bugünlerde felsefesi ve varlığı tartışılırdı öyle değil mi?

Ender ERMİŞ, ACC

Yönetici Koçu