Antik Yunan’da Insanlık, Felaket, Ümit…..

Antik Yunan’da Insanlık, Felaket, Ümit…..

126
0
PAYLAŞ

Yer ve gök yaratılmış, deniz kıyıları içinde salınıyor ve dalgalarında balıklar oynaşıyordu. Kuşlar, göklerde şarkılarını söylemekteydi ve karalar ise hayvanlarla kıpır kıpırdı; ama hâlâ ruhun bedenine taşınacağı ve oradan dünyayı yöneteceği yaratıklar (insanlar) yoktu.

Topraktan doğan Iapetos’un oğlu Prometheus, bilirdi ayaklarının altında, göklerin çeşitli tohumlarının uyukladığını. O yüzden çamuru aldı, ıslattı, yoğurdu ve dünyanın efendisi olacak insanı, ölümsüzlerin simasına göre şekillendirdi.

Çamur parçasını yaşatmak için, hayvanlardan aldığı iyi ve kötü özelliklerin bazılarını çamurun göğsüne gömdü ve üfledi, benliği yarım olanın içine kendi bilgeliğinin nefesi olan ruhu.

Böylece ilk insanlar varoldular. Uzun zaman kıymetli uzuvlarını ve onlara bahşedilen tanrısal kıvılcımı nasıl kullanacaklarını bilemediler. Bakarak görmeleri boşunaydı, dinleyerek duyamadılar. Yaratılıştan ve onun anlamından haberleri yoktu.

İşte o zaman Prometheus yarattıklarına sahip çıktı. Yıldızların iniş çıkışlarını öğretti ve sayı sayma sanatına olduğu gibi harflerle yazıya da vakıf kıldı onları. Ölümlülerin küçük yaşamlarıyla bile ilgilendi. Hastalıkları için gerekli ilaçların karışımını da gönderdi onlara.

Gel zaman git zaman Tanrılar, insanlara vermeye gönüllü oldukları koruma karşılığında tapınma ve saygı talep ettiler. Ölümlülerin haklarına karar verme aşamasında; kandırmacalara eğilimi olan Prometheus ile Tanrıların babası Zeus’un arası açıldı.

Zeus; Prometheus’dan intikamını almak için, çok yetenekli ve meşhur bir demirci olan Ateş Tanrısı Hephaistos’u güzel bir kızın heykelini yapması için görevlendirdi. Athene, kendi elleriyle heykelin üzerine beyaz bir giysi attı ve yüzüne beyaz bir duvak örttü. Tanrıların habercisi Hermes bu zarafeti konuşturmak, Aphrodite ise cazibesini vermekle görevliydi. Ve Zeus heykele herkes tarafından hediye alan anlamına gelen Pandora ismini verdi; çünkü ölümsüzlerin her biri ona, insanlık için birer felaket vermişti.

Tanrıların babası Zeus; bakireyi, ölümlülerin gökyüzünden gelenlerle zevkli vakit geçirdikleri dünyaya getirdi. Herkes bu eşi benzeri olmayan bakireyi hayranlıkla izliyordu. Fakat Pandora hediyelerini takdim etmek için, Prometheus’un kardeşi Epimetheus’un yanına gitti ve elindeki kutunun kapağını bir anda açtı.

O anda kutunun içinden birçok felaket dışarı sızdı ve büyük bir hızla tüm dünya üzerine yayıldı. En alt tarafta gizli bir tek hayırlı bir şey vardı. Ümit ve ümit dışarıya sızamadan Pandora kapağı tekrar kapattı ve sonsuza kadar onu oraya kilitledi.

Bu esnada akla gelebilecek her türlü sefalet, toprağı, suyu ve havayı kapladı. Hastalıklar gece gündüz insanlar arasında sinsice dolaşmaya başladı; dünyayı hastalık ateşi sardı ve daha önceleri ölümlülere yavaşça yaklaşan ölüm, adımlarını hızlandırdı.

Kaynak Klasik Yunan Mitolojisi Kitap I

BİR CEVAP BIRAK