Annen Değilim…

Annen Değilim…

177
0
PAYLAŞ

Akşam iş çıkış saatinin yoğunluğuna, yol yapım çalışmalarının da eklenmesiyle trafik adım adım ilerliyor. Radyo yu açıyorum. Geenlerde 47. yaşını kutlayan iki çocuk annesi Jennifer Lopez’in şarkısı çalıyor: Ain’t your mama! Kanal değiştiriyorum yine o şarkı…

Her gün yemek yapamam, Annen değilim Annen değilim

Çamaşırını yıkayamam, annen değilim

Annen değilim, oğlum (Hayır, hayır, hayır)

Ne zaman kendine çeki düzen vereceksin? Çünkü annen değilim, hey

“Ne zaman bu derecede rahat oldun?

Çünkü bunun için fazla iyiyim,

Sadece bunu hatırla, hey”

Eskiden deliler gibi aşıktık

O zamanlara gidebilir miyiz?”

 

İş ve sosyal yaşamın koşulları değiştikçe, daha kaliteli bir yaşam sürmek adına, kadın erkek rollerine ait keskin köşelerin de yumuşamaya başladığını gözlemliyoruz. Bir çok kadın, iş yaşamında aktif görevler almaya başladığından beri, ‘erkeksi’ iş yaşamına uyum sağlarken, başarı elde etmek adına kadınsılıktan adım adım uzaklaştı.

Sabah erken saatlerde başlayan erkeksi koşullar, akşam saatlerinde yerini çocukların ve evin ihtiyaçlarına, kendini anneliğe bırakır oldu. Erkekler için ev işlerine destek olma hali opsiyonel iken (yardım ederse ne ala, etmezse …Ne de olsa Erkek!! ) ; bizim gibi toplumlarda kadınlar için bu bir görev…

Sevgili olduğunuz o heyecanlı günler, hatıraların arasında kaldı. Eşinizle paylaştıklarınız, çocuklar ve ev ile ilgili konuların dışına çıkamaz oldu.

Bir yerlerde bir şeyler eksik biliyorsunuz fakat adını koymak zor geliyor.

Hepimizin en önemli ihtiyaçlarından biri dengede olmak. Yaşantımızda, partnerimizle olan ilişkimizde ve kendi içimizde doğanın o muhteşem dengesini arıyoruz.

Eş ve anne olmanın tek bir okulu var. Kendi ailemiz …

Bizler büyürken ailemizden ne gördüysek; anne ve eş olduğumuzda da ister istememez çocukluğumuzdan gelen bu deneyimlerimizle ailemize şekil veriyoruz. Annemiz hangi durumda ne yapardı?

Bir yanda modern yaşamın koşulları ile ailemizden gelen değerleri entegre etme çabası ; diğer yanda kadınlığımızı koruma mücadelesi ile sıkıştırılmış hayatlar yaşıyoruz.

Bu durumu, özveri ile kabullenip mutlu mesut yaşantınıza devam etmeyi seçmiş olabilirsiniz veya görev addedip, fedakarlık duygusu ile zaman zaman tüm bu sorumlulukların altında ezilip sıkıştığınızı hissedebilirsiniz.

Şarkıya eşlik ederek isyan etmeye devam edebilir ya da bu düzen böyle gitmez diyerek değiştirmek istiyorsanız hemen şimdi hayata minik bir ara verin ve kendinize sorun:

Bu düzende Ben kimim?

Herşeyden önce ben bir KADINIM …

Özlem Kolancı

BİR CEVAP BIRAK