Annem

Annem

196
0
PAYLAŞ

Hastaydı, doktor en çok dört ay ömrü kaldığını söylemişti. Haberi aldığımda içerideydi, odaya girdim. İki yataklı, sıradan, soğuk, kasvetli bir hastane odası… Bana bakıp sonuçların nasıl çıktığını sordu. İyisin anne dedim, iyileşeceksin…

Sonra yanına oturup elini tuttum. O cefakâr elleri… Ne çok uğraş vermişti, ne çok didinmişti, en çok bizler için… Kısa bir süre sonra belki de göremeyeceğim bu ellere zihnime işlemek istercesine baktım. Benim için sevgiydi, şefkatti, emekti, güvendi. Onca yaşanmışlık, onca yalnızlık, onca acı harmanlanmıştı içine…

Küçükken geceleri korktuğumu hatırladım o an, yanıma geldiğinde nasıl da güvenli hissederdim. Bana annemin yanında hiçbir şey olmaz derdim. Her zaman öyle güçlü, öyle korkusuzdu ki… Şimdi bana bakan çocuksu, tedirgin gözleri gördüğümde içimde bir acı hissettim. Sımsıkı tuttu ellerimi, gözlerime baktı, anladığını düşündüm.

Sıradan bir sohbet açtım, konuşuyorduk, dinlemiyordum, sadece sesi kulaklarımdan hiç gitmesin istiyordum, ezberlemek hep hatırlamak istiyordum. Konuştuk anlamsızca, hemşirelerden, hastalardan, dışarıdaki havadan bahsettik. Elimi hiç bırakmadı, biliyor gibi, hissediyor gibi…

Annemin hastalığından hiç haberi olmadı, ama bildiğini düşünüyorum. Süreç çok çabuk gelişti, annem her birimizle sessizce vedalaştı, küs olanları barıştırmaya çalıştı. O bu dünyadan hiç gitmek istemedi, hala çözeceği sorunlar, uğraşacağı sorumluluklar, kendini feda edeceği insanlar vardı. En çok da bu yüzden istemedi fakat hastalığı çok çabuk ilerledi. 2 hafta içinde yataktan kalkamayacak duruma geldi ve yoğun bakıma kaldırıldı, ilk gün bilincinin kapandığını en fazla birkaç gün yaşayacağını söylediler.

Yoğun bakım odasına girdim, beyaz örtünün altında olan vücuduna hortumlar bağlanmıştı. Nefes alıp verirken orada bir alet ses çıkarıyordu. Yüzü ve vücudu çok değişmişti. Saçlarına baktım, ne kadar da tanıdıktı, annemin saçlarıydı. Sonra konuşmaya başladım onunla, hiç susmadan, ağlayarak… Yoğun bakım hemşireleri konuşsam da duyamayacağını, bilincinin tamamen kapandığını söylediler, en kısa zamanda çıkmamız gerektiğini belirttiler. Hayır, ben konuşacaktım, biliyordum göreceğim son anlardı bunlar, annemin bizler için yaptıklarını tek tek anlatıp teşekkür ettiğimi hatırlıyorum, defalarca ve defalarca… Ve sonra ansızın hiç beklenmedik bir şey oldu. Ben konuştukça kalp atışları hızlanmaya başladı. Son bir hareketle doğrulup gözlerini açtı. Hemşireler yanımıza koştular, bu imkânsızdı… Hayretle bakıyordum yüzüne, hastalığı yüzünden o yemyeşil gözlerinin beyazı sapsarı olmuştu, sanırım beni göremiyordu, anne dedim buradayım beni duyuyor musun, evet diye başını salladı son bir güçle… Herkes şaşkındı, beni duymuştu annem, evet tüm söylediklerimi duymuştu…

Bu onunla son görüşmemizdi. Bugün üzerinden yedi yıl geçtiğini görüyorum. Hayat bazen çok garip geliyor. En sevdiğiniz ölünce sanki dünya duracak gibi hissediyorsunuz. Ama güneş gene doğuyor, mevsimler geçiyor, çocuklar büyüyor, hayat devam ediyor. Bugün ben de anneliğimi yaşarken çoğu zaman onu anıyorum, onun sevgi dolu bakışlarını hala üzerimde hissediyorum, bir çocuk gibi oluyorum o an, içim mutlulukla doluyor.

Bana yaşattığın her güzel an, verdiğin sınırsız sevgi için teşekkürler anne, sen çok özel bir annesin, seni çok seviyorum, anneler günün kutlu olsun…

BİR CEVAP BIRAK