Anne ben bugün bir şey düşündüm…

Anne ben bugün bir şey düşündüm…

2738
0
PAYLAŞ

Melis / Yaş 8

Aylardan Temmuz. Ömrüm boyunca yaşayabileceğim en zor Temmuz.

Her gün babamı biraz daha kaybediyorum. Bekliyoruz.

Tabi son iki aydır evi de çocukları da biraz ihmal ediyorum. Onlarla zaman geçirmeye çalışsam da yetmiyor elbette.

Yine bir hastane dönüşü, saat gece yarısını geçmiş. Melis açıyor kapıyı. Özlemiş gözleri içime akıyor. Yatağa uzandı ve başladı anlatmaya. Bugün dışarıda arkadaşları ile neler yaptığını, kardeşi ile olanları… ardından durup bana baktı ve “Anne ben bugün bir şey düşündüm” dedi. Ortalık o kadar karışık ki ölümle ilgili bir soru soracağını ve bunu ona nasıl anlatacağımı düşünmeye çalışırken buldum kendimi.

Bu arada sakince “ne düşündün?” diye sorabildim. “Bak şimdi, aslında bütün insanlar aynı şeyi yapıyorlar. Yemek ye, yemek ye, yemek ye, yat, kalk, yemek ye, yemek ye, yemek ye, yat, kalk…….” Şaşkın gözlerle baktım, kala kaldım desem daha doğru olacak. Ne söylemeliyim? Doğru şeyi söylemek zorundayım bir yandan da. Tüm bu iç seslerin gölgesinde sakince “Yani?” diyebildim. “Yani anne arada yaptıklarımız çok önemli. Çünkü sadece orada farklı olabiliriz” dedi. Bu sefer ben kocaman, sulu gözlerle sarıldım. Hayatımın en büyük derslerinden birini almış olmanın verdiği gururla “iyi ki varsın seni çok seviyorum” dedim.

Hikaye burada bitti gibi görünse de aradan geçen üç yıl boyunca her gün hatırladığım düstur oldu “arada yaptıklarımız çok önemli”

O gece oturup dakikalarca düşündüm. Dünya’da birçok insan bunu hiç düşünmeden, birçoğu da hiç dile getirmeden ölüp gidiyordu.

Eğer bir çocuğunuz varsa, çocuklarla birlikte olma şansınız varsa, duyabilirseniz, gerçekten dinlerseniz, her gün bir düşünür ile yaşadığınızın farkına varırsınız. Samimiyetle dinlediğiniz sürece o anlatmaktan siz ölene kadar hiç bıkmayacaktır.

Nereden mi biliyorum?

Çünkü babam beni konuşabildiğim günden yaşama veda edene kadar ilk kez sesimi duyuyormuş gibi dinledi.

Bu bana ilk önce, değerli olduğumu, düşüncelerimin değerli olduğunu, sonraları dinlenmenin ne kadar onur verici bir şey olduğunu ve dinlemenin bir sanat olduğunu öğretti.

İletişimin sihirli anahtarının konuşmak değil dinlemek olduğunu öğretti.

Birini anlamak için ona soru sormak yerine cebinde neler olduğunu anlamak için sadece dinlemenin yeterli olduğunu öğretti.

Kriz anında, öfkeli bir insanı sakinleştirmenin en kısa yolunun onu dinlemekten geçtiğini öğretti.

Birini bir şeye ikna etmem gerektiğinde önce onu sonuna kadar ve tüm ayrıntıları ile dinlemen gerektiğini, sonra onu ikna edecek anahtarları toplayıp konuşmaya başlamam gerektiğini öğretti.

Benimle aynı fikirde olmayan insanları daha çok dinlemem gerektiğini öğretti.

Ve evet birine değer veriyorsan onu gözlerinin taaa içine bakarak, kulaklarınla, aklınla ve kalbinle dinlemem gerektiğini öğretti.

Tüm bunları ben büyürken beni sadece dinleyerek öğretti.

Ve artık gücü tükenip gözünü açamadığı günlerde “hadi bir şeyler anlat, sesin kulağımda kalsın” diyerek dinledi.

Sevgiyle, şükranla…

Gökçe Erinç

BİR CEVAP BIRAK