“Alışma” psikolojisi Covid-19 kaygısını düşürdü

“Alışma” psikolojisi Covid-19 kaygısını düşürdü

70
0
PAYLAŞ

Dünya genelinde artan vakalarla beraber pandemi salgını devam ederken; uzmanların uyarılarına rağmen maske takmayan, fiziksel mesafe kurallarına uymayan birçok kişi neredeyse her toplumda görülüyor. İlk ölümlü vaka açıklandığında toplumda kaygı seviyesinin oldukça yüksekken, duruma alışmaya bağlı olarak toplumun bazı kesimlerinde zamanla kaygı seviyesinin düştüğü ve bu yüzden de kurallara uymayanların sayısı artmaya başladı.

Mart ayındaki ilk açıklanan hasta sayısı Türkiye’de 1 iken 10 üzerinden değerlendirecek olursak insanların kaygı düzeyi ise 10’du. Şu anda vefat eden kişi sayısı 40’ları aştı. Yeni vaka sayısı ise bin 500’i geçerken; kaygı düzeyi ise 2-3 düzeyinde. İlk vaka ile birlikte ölüm sonucunu duyduğumuzda inanılmaz panik olmuştuk ve birdenbire vücudumuzda korkunç bir tehdit algısı oluştu. Sekiz aydır pandemi ile yaşamaya çalışıyoruz. Öncesinde de karantinalar, kısıtlamalar ve son anda açıklanan sokağa çıkma yasakları ruh sağlığı açısından bakıldığında ciddi rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olabilecek kaotik ortamdı. Sürekli koronavirüsle alakalı bilgi alıyor olmak insanlarda alışkanlık oluşturdu ve artık eskisi kadar önemsenmemesine neden oldu.

Virüsün var olduğuna inanmadığını söyleyen kişiler bile var! Bir de kişilik özellikleri olarak otoriteyle sorunlar yaşayan, genel olarak kurallara uymakta zorluk çeken virüsü umursamayan grup var. İnsanlar kendileri bu rahatsızlıkla yüzleşmedikleri zaman ya da yakınlarından birinin salgına yakalandığının haberini almadıklarında sanki dünya dışında var olan bir salgınmış gibi aşırı bir özgüvene sahip oluyorlar. Bu da yeterli ve doğru bilgi kaynaklarına ulaşamamakla alakalı.

Virüsün var olduğuna inanmadığını söyleyen kişiler bile var!

Davranışlarda orantılı olmak gerekiyor

Bir kesim salgını hiç önemsememek, yokmuş gibi davranmak, hiçbir hazırlık yapmamak, maske dahi takmamak, uzun süreli tatillere çıkmak ve hiçbir öneriye uymamak gibi davranışlar sergilerken diğeri de kendine bir alan yaratarak aşırı steril yaşamak, dünyayla bağlantının koparıldığı bir yaşam biçimi tercih ediyor.

Tavsiye edilen bu iki yaşam biçiminin tam ortası. Kayıtsız olmak da değil, kendi fanus alanını yaratıp o alanda sıkışıp kalmak da değil. Hazırlıklı olmaktan kast edilen bu iki ucun arasında olmak.

Herkes çok zor bir dönemden geçiyor. Bundan sonra da bizleri neler beklediğini, sonucun ne olacağını ve ne kadar süreceğini bilmediğimiz bir dönemi yaşıyoruz. Daha önceki tıp tarihinden elde edilen verilere göre Covid-19 salgınının sona ereceğine ilişkin kanıtlar var. Dolayısıyla öncelikle bunu kendimize hatırlatmamız, bardağın tamamen boş olmadığı, salgının geçeceği, aşının bulunması yönünde çok ciddi çalışmaların olduğu düşüncesini yerleştirmek ve etrafımızdakilere de bunları atlatmamız gerekiyor. Sorunların düzeleceği ile alakalı konuşmaların olduğu ve karamsar içerikli konuşmaların azaltıldığı süreçlerde umut aşılama, insanın ruh sağlığında iyileştirici etkilere sahip. Geçtiğimiz kış sezonunu pandemi ile geçirdik ve bu kış mevsiminin de pandemi ile geçme ihtimali oldukça yüksek görünüyor. Zihinsel, bedensel ve psikososyal destek ağlarını kurup bu duruma karşı hazırlıklı olmak gerekiyor.