Aldatmak

Aldatmak

202
1
PAYLAŞ

Unutuyorsun.. kendiliğinden oluyor.. fark etmiyorsun.

Hangi hücrelerin yaşıyor, hangileri seni hayatta tutuyor.. artık hatırlamıyorsun.

Hayat öyle uyuşturuyor ki seni; kimdin, neydin, senden daha ne çıkardı.. hepsini tozlu raflara kaldırıyorsun. Otomatikleşiyor hareketlerin.. otomatikleşiyor tepkilerin.. Eksikler var; fark ediyorsun ama bir anlam yükleyemiyorsun. Aslında, buna cesaretin yok.. cür’et edemiyorsun. Hapsedip bir yerlere, önüne bakmaya çalışıyorsun. Kabulleniyorsun hayatını MEVCUT  haliyle.. razı oluyorsun. Pekçok insana göre -nispeten- iyi bir yaşamın var çünkü.. iyi bir ilişkin.. iyi bir seçimin.

“Tamam” diyorsun, “böyleyse böyle.. okey.” Böyle düşününce daha kolay oluyor yürümek.. ilerlemek..

Hobilerin artıyor, sana nefes aldıran şeyler farklılaşıyor, kalbin içeriden zorluyor kapıyı.. ama sen AÇMIYORSUN. AÇMAYINCA, o kapı KIRILMAYACAK sanıyorsun.

Birikiyor.. daha da birikiyor.. sıradan şeylere sinirlenmeye başlıyorsun.. Belli etmesen bile, içten içe alev alev yanıyorsun. Sorguluyorsun kendini; varlığını tehdit edecek noktaya geldiğinde artık kafanda kendini asıp kesmeye başlıyorsun.. suçluyorsun.. sarsılıp kendine gelmeye uğraşıyorsun: SAÇMALAMA.. HEY, KENDİNE GEL!

Nabzın yükseliyor.. artık etrafına bi’ başka bakıyorsun. Sevdiğin insana, sevdiğini düşündüğün yaşama, seni o çatının altında tutana.. Bakıyorsun ama orada kalmak için artık eskisi kadar güçlü bir anlam bulamıyorsun. Neler oluyor.. nasıl oluyor.. Hem, iyi de.. bu acı, bu sancı nasıl bitecek..

Bir gün, gözlerin kilitleniyor birine.. kalbin.. tenin.. Unuttuğunu sandığın tüm duyguların harekete geçiyor; YAŞIYORSUN ASLINDA, YAŞIYORUZ BİZ, BURADAYIZ diyor. REDDEDİYORSUN. GÖRMEZDEN GELİYORSUN. Eninde sonunda, O AN geliyor, HATIRLIYORSUN. Senden daha ne çıkar, sende daha neler var, hattâ hep oradaydılar.. vardılar. Şanslıysan; kendine en azından o acımasız soruyu soruyorsun: ŞİMDİ BU DURUMLA NE YAPMAYI DÜŞÜNÜYORSUN? (Uzun zaman sonra biri ile PREZANS hissetmek mi? Nasıl?! Önceden ABSENT mıydın yani?!)

 

Yanıt hep aynı oluyor.. sadece zamanı değişiyor.. KENDİNİ BIRAKIYORSUN.

Var olduğunu hissettiğin, iliklerine kadar titrediğin, teslim olmak istediğin, hissetmek için ölüp bittiğin O duygu, KAPIYI KIRIP dışarı çıkıyor. Kalp, ten, ruh, eninde sonunda -belki de sana rağmen- İSTEDİĞİNİ GİDİP ALIYOR.

ALDATAN GEBERSİN diyecekken YAŞAMASINI isteyerek, benden nefret etmeni mi sağladım yoksa? Artık okumaz mısın beni?

Tabii.. bunlar da olabilir ama ben derim ki, dön ve yeniden bak. Hattâ; istersen olduğun yerden bak.. istersen gel, bi’ de burdan bak.

Bana yükle yazdıklarımın anlamını istersen.. KİMBİLİR.. BELKİ ÖYLESİ SENİN İÇİN DAHA KATLANILIR OLACAK.

 

 

 

 

 

1 YORUM

  1. Cinsel ilişkinin gövdesel değil, ruhsal bir ilişki olduğunu bilen çok az kişi var .İnsanların o biçimsiz çiftleşmeleri, bu gerçeğin biyolojik açımlamasından başka bir şey değil.Ruhların birbirine açılmasının, dolanmasının ilkel yöntemi.. Ama insanların çoğu bedensel yönüne çakılır kalırlar, onun bize beceriksizce öğretmeye çabaladığı şiirsel uyumdan habersizdirler. Tutkuyu şehvete kurban edenleriz.Bir kadın-erkek ruhunun çırılçıplak , ürpertici karanlık ama bir o kadarda gözalıcı dehlizlerinde tutkuyla dolaşmanın zevkine varan bir erkek-kadın o güne kadar heves duyduğu , arzuladığı bedenlerde şehvetin kollarına atıldığı sevişmelerin ne kadar yavan olduğunu farkeder.(mi?)

Comments are closed.