Akıl, doldurulacak bir kazan değil tutuşturulacak bir ateştir.

Akıl, doldurulacak bir kazan değil tutuşturulacak bir ateştir.

708
0
PAYLAŞ

“Fikirlerinizin, girişimlerinizin ya da projelerinizin her birinin bir kitapçının rafında birer kitap olduğunu hayal edin. Birileri gidip onları alır mıydı? Bir kopyasını almak için ceplerindeki nakit paraları bayılırlar mıydı? Hatta okurlar mıydı? Daha da önemlisi, orada öğrendikleri şeyleri uygularlar mıydı? Ekiplerine, iş arkadaşlarına gösterip sohbetlerinde bunu paylaşırlar mıydı? Kendi kütüphanelerinin rafına koyar ya da bunu okurken çektikleri selfieyi instagramda paylaşırlar mıydı? Arkadaşlarına hediye etmek için fazladan birer kopyasını satın alırlar mıydı? İnsanlar kapınızı çalıp, devamının yazılması için sizinle çalışmak isterler miydi?

Hepimiz, diğerlerinin benimsemesini istediği fikirlere sahibiz.

Bu ister yeni bir girişim, bir proje olsun, isterse bir yaşam biçimi olsun, insanların bununla hemfikir olması için can atmalarını, bizi yürekten desteklemelerini ve fikrimizin gerçekleştiğini görmeyi bekleriz. Diğer insanların iş birliğine, onların bağlılığına ve enerjisine ihtiyacımız vardır. Onların gülümsemesine ve balıklama atlayıp ‘Nereyi imzalıyorum?’ diye sormalarına ihtiyacımız vardır. Bu bulaşıcıdır.  İşin sonuna kadar gittiğini görme hevesi ve bağlılığı, gönüllülüğü oluşturmanın anlamını vurgulamaktadır.

Gönüllülük önemlidir. Gönüllülük, fazlasıyla meşgul, yaratıcı ve motive olmuş ekipleri yaratan ve onları harekete geçiren şeyin ta kendisidir. Şüphesiz hepinizin daha önce tecrübe ettiği gibi, gönüllülük olmazsa fikirler ve projeler sendeler ya da ayağa kalkmakta bile başarılı olamazlar. Gönüllülük olmazsa yöneticiler, ekiplerini harekete geçirmek için kamçılarını ellerine almak ya da en tazesinden bir havucu onların önünde sallamak zorunda kalırlar. Gönüllülük olmazsa, fikirleriniz gelir ve üzerinize yıkılır. Aşırı yüksek maliyetler, boşa harcanan para, israf edilmiş zaman ve kaynakların hepsi ise etkili bir gönüllülük oluşturamamanın tehlikeli sonuçları olarak karşımıza çıkar.

Öyleyse, diğerlerinin fikrinizi benimsemesini -sizinle çalışmasını- nasıl sağlarsınız?”

Böyle başlıyor Simon Dowling’in “İnsanları Hayalinize Ortak Etmenin Sırları” kitabı… İçerisinde harika öneriler var. Okurken düşündüğüm şeylerden biri ise ne kadar sayıda insanı hayalinize ortak etmeniz gerektiği oldu. İnandığım hayal ya da hayallere, insanları ortak etmek için yıllardır çalışıyorum. Bugüne kadar beni takip ettiler ve birlikte o kadar çok iş başardık ki!

Star Wars’ı sevenler mutlaka bilirler George Lucas’ı… Bir konuşmasında Jedi (Aydınlık Taraf) ve Dark Side (Karanlık Taraf) derken iyi ve kötüyü kastetmediğini, aslında evrensel insanlar ve sadece kendini düşünen insanlardan bahsettiğini iletti. Benim için açıklaması o kadar etkileyiciydi ki. Eğer attığınız adımları büyük bir hayal uğruna atıyorsanız siz bir JEDI’sınız. Eğer hep sadece kendiniz için çalışıyorsanız  karanlık taraftasınız.

İnsanın hep iyi olduğunu düşünmek istediğini bilirim. Ama iyi olmak başkalarına zarar vermemek değildir. İyi olmak sizden başkalarına fayda yaratmaktır. Sadece aileniz, çocuğunuz yani egonuzla bütünleştirdiğiniz insanları değil, hiç tanımadığınız insanları, ırkları, hayvanları, bitkileri, özetle tüm canlılara faydalı olmayı kastediyorum.

Kimseye zarar vermediğiniz için kendinizi İYİ BİR İNSAN olarak tanımlıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Hatta bir DARTH VADER bile olabilirsiniz.

Ama size bir sır vereyim, bence değişiklikler büyük kitlelerle gerçekleşmiyor. Fırtınaları büyük kitleler koparmıyor. Bence hayattaki büyük farkı küçük kitleler başarıyor. Büyük kitleler sadece yakın gelecekle ilgileniyorlar. Sadece inanmış küçük bir topluluk çok daha uzun vadeli hayallerin peşinden koşuyor. Büyük kitleler sabırsız, küçük kitlelerin tutkusu onları sabırlı olmaya itiyor. O yüzden büyük değişiklikler sadece küçük ve inanmış kitleler tarafından başarılabilir. Büyük kitleler JEDI olamaz ve evrensel düşünemezler.

O yüzden insanlarla çalışırken, onlarla birlikte olurken seçimler yaparım. Çevremi hep başkalarına fayda yaratmaya çalışan insanlardan oluşturmaya dikkat ederim. Küçük bir kitledir ama hep birlikte olmak istediğim ve en fazla destek verdiğim gruptur. Yakın zamanda çok iyi bulduğum bir yazara neden destek verdiğim sorulduğunda verilecek iki cevabım vardı. 1. Eseri harikaydı… 2. Bir çok yeni yazarın eserini okuyup destek veriyordu. Yani hem bir JEDI hem de harika bir yazar. İsmini vermekten de rahatsız olmayacağım. Teşekkürler Sevgili Dursaliye Şahan. Umarım tüm okurlar sizin nasıl bir yazar olduğunuzu fark ederler. Elbette ismini anmadığım daha çok kişi var o küçük kitlenin içerisinde ama çevrelerine verdikleri destekler sayesinde zaten o kadar destek alıyorlar ki.

Hepsine gönülden teşekkür ediyorum.

Plutarch’ın çok sevdiğim sözünü buraya da ekleyeceğim. “Akıl, doldurulacak bir kazan değil tutuşturulacak bir ateştir.”

Bu yazıyı sevdiyseniz “Mutlu Bir Hayatın Sırrı Hikayenizde Gizli!” adlı yazıyı da okuyun.

BİR CEVAP BIRAK