Akademik dünya için büyük tehlike: “Predatory Journal”

Akademik dünya için büyük tehlike: “Predatory Journal”

34
0
PAYLAŞ

2011 yılında yalnızca 18 adet sahte akademik dergi bulunurken, bu rakam 2021’de 15 binin üstüne çıkmış durumda. “Predatory Journals” olarak adlandırılan sahte dergiler, özellikle meslek hayatına yeni başlayan genç akademisyenler ve kariyerleri için büyük tehlike oluşturuyor.

Bilginin basılı ortamdan sıyrılıp elektronik ortamda kaydedilmesi ve internet sayesinde hızla paylaşılması, birtakım sorunları da beraberinde getiriyor. Bilginin üretim hızı kadar doğruluğu ve güvenirliği de bir o kadar önemliyken, bu güvenirliği yayıncılık sektöründe bilimsel dergiler üstleniyor. 

En büyük amaç maddi kazanç

Predatory journal olarak adlandırılan ve Türkçe’de sahte, yağmacı veya avcı dergi gibi farklı anlamlar içeren kavramın, anlam bakımından tam bir karşılığı bulunmuyor, predatory journal adı altında ifade edilen yayın gruplarının çok farklı biçimlerde yapılandırılıyorlar ve bu yayınların en büyük amacı maddi kazanç sağlamak.

İki farklı kategoriye ayrılıyor

Predatory journal kavramı iki faklı kategoride sınıflandırılabilir. ilk kategoride bilim camiası tarafından tanınan yayınevleri bünyesinde yayımlanan, indeksli dergilerin içeriğinin kopyalanması ve siber saldırılarla ele geçirilmesi yer alıyor. Bu sayede kullanıcılar üzerinde orijinal derginin web adresine benzer isimler alınarak ya da link adresleri kırılarak farklı algılar yaratılabiliyor. İkinci kategoride ise herhangi bir yayın kalitesi ya da hakemlik süreci olmayan yayın grupları yer alıyor. Bu yayınlar bilimsel makaleleri yayımlama noktasında yüksek ücretler talep ediyor ve yayınlarınızın bir hakem süreci olmadığı için akademik kariyere herhangi bir olumlu etkisi bulunmuyor.

Akademisyenlerin bilgiye erişim davranışlarını takip ediyorlar

Sahte dergiler teknolojiyi, güncel eğilimleri ve araştırmacıların bilgi arama davranışlarını yakından takip ediyor. Sahte dergiler çoğu araştırmacının bilgiye erişimde kütüphane yerine arama motorlarını kullandığının bilincinde. Bu noktada sahte dergiler e-posta davetiyeleri ve yönlendirici linkler ile araştırmacılara ulaşıyor.  

Sayıları her geçen gün artıyor

Beall’s List’in 2011 yılında yayınlanan raporuna göre yalnızca 18 adet sahte derginin bulunduğunu, bu rakamın Cabell’s List’in 2021’de yayımladığı raporda ise 15 bin 208’e ulaştı.. İnternet üzerinde yayımlanan bilgilerin herhangi bir denetim sürecine tabi tutulmaması, artan dergi sayılarıyla birlikte kontrol mekanizmasının zayıflaması en büyük sebeplerden. Bir bilimsel derginin yayımlanma sürecini ve bazı disiplinlere özgü durumlarını göz önüne alarak yayın periyodlarına dikkat edilmesi gerekiyor ve en önemlisi çok disiplinli yayınlara şüpheyle yaklaşılması gerekiyor.

Bilgilerin teyit edilmesi gerekiyor

Akademisyenlerin öncelikle alan dergilerine ve bu dergilerin yayın süreçlerine hâkim olması gerekli, araştırmacıların bilimsel yayıncılık ve akademik yazımla ilgili yeterli hissetmediği alanlarda mutlaka kendini geliştirmesi ve e-posta yolu ile gelen davetiye mesajlarına şüpheyle yaklaşması gerekiyor. Ayrıca, yayınlarla ilgili bilgilerin de teyit edilmesinin büyük önem taşıyor.

Beyhan Karpuz

Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi