Ailenin en büyük ya da en küçük çocuğu olmak kaderimizi nasıl belirliyor

Ailenin en büyük ya da en küçük çocuğu olmak kaderimizi nasıl belirliyor

214
1
PAYLAŞ

 

0 km. yepyeni bir bebek eve geldiğinde ve annemin tamamen bana ait olan sıcacık kucağını benden aldığında 2 yaşında bir bebektim ben de…yürüyor ve konuşuyordum.

2 yaşında abla olduğumda evde neler olduğunu hatırlamıyorum ama bugünkü aklımla tahmin edebiliyorum. Sonraki yıllardaki psikolojimi ise hayal meyal hatırlayabiliyorum artık.

0 km. yepyeni bir bebek eve geldiğinde ve annemin tamamen bana ait olan sıcacık kucağını benden aldığında 2 yaşında bir bebektim ben de…yürüyor ve konuşuyordum. Kendi başıma yemek yemek, giyinmek, tuvalet ihtiyacımı gidermek için acele etmem gerektiğini hissediyordum artık. Bir an önce büyümeliydim. “Artık abla oldun” cümlesi defalarca söyleniyor, herkesten aynı övgü ile karışık imalar duyuyordum. “Büyüdün artık, abla oldun bak.” Çocuksu davranışlarına izin yok. Olgun davranmak zorundasın. Örnek olmak zorundasın. Hoşgörülü olmak, gerekirse büyüklük gösterip affetmek zorundasın. Öyle yaparsan sevilir, takdir edilirsin. Yapmazsan kaşlar çatılır, hayal kırıklığı ile bakar gözler. O gözleri görmek istemezsin. Dünyaya artık bu pencereden bakıyorsun. Herşeyi bu çerçeveden görüyorsun. Zor oluyor başlarda, küçüklüğünü yaşayamadan büyümeye zorlanıyorsun . Sonra okullu oluyorsun neyse ki. Takdir kazanmak için yeni bir şans. Başarılı oldukça evde gözler üzerinde. Örnek gösteriliyorsun sürekli, övgüler senin için artık. Bir adım önde olmanın avantajını, keyfini ve zorluklarını birarada yaşamaya başlıyorsun. Zorluyorsun kendini, hep daha iyiyi istiyorsun. Ailenin yükünü paylaşmak hevesi bir yanda, bir yanda bir an önce aşık olup evlenmek hayali. Büyüdün çünkü sen, hazırsın herşeye. Ne kadar çok sorumluluk o kadar iyi. İşin de olmalı, eşin de. Çok vakit geçirmeden, çocuğun da olmalı hatta.. En büyüksün sen, herşeyi zamanında ve kusursuz yapmakla ödevli..2 yaşındayken senden daha çok ihtiyacı olan kardeşinle paylaşmak zorunda kaldığın “sırtının sıvazlanması ” eylemini, okulundaki, işindeki başarılarda, eşinin, cocuğunun sevgisinde aramaya meyilli.

En küçüklerin de derdi ayrı. O en son gelen ve en çok kişi tarafından seviliyor olmanın tatlı rehaveti içinde …bir yandan da hep kendinden öncekilerin çıtasına göz dikmiş. Ya “bunu nasıl geçerim ” ya da “nasıl olsa geçemem ” derdine düşmüş. En son evde o kaldı ya, içten içe bir “gitmese, kalsa..” duygusu hissettirilmiş. O da acele etmemiş hiç, beklemiş, beklemiş…büyükleri izleye izleye çok şeyler öğrenmiş, bazen korkmuş, bazen özenmiş..büyüklerin arkasından söylenenleri duymuş,” bana da söylemesinler böyle…” diye çoğu zaman kendini frenlemiş. En küçük olduğundan, büyüklere en çok o hizmet etmiş. Büyümek istese de bir türlü büyütülmemiş…Küçük kalmak bazen de işine gelmiş.

Hayatta farkına vardığımız ilk ” sıralama”, ilk “kıyaslama”, ilk “yarışma”dır belki de kardeşlik…ne kadar “eşit” hissettirildiysek o kadar “iyi” hissettiğimiz..

 

 

1 YORUM

  1. Ya Hayatta farkına vardığımız ilk ” sıralama”, ilk “kıyaslama”, ilk “yarışma”da “eşit” hissettirilmediysek ne olacak değil mi??
    Abla olmayı çok iyi tanımlamışsınız elinize sağlık

BİR CEVAP BIRAK