Ailemizden Kalanları Anlamak

Ailemizden Kalanları Anlamak

236
0
PAYLAŞ

İnsanların kesintisiz mutluluğundaki en belirleyici olan aileler galiba… mutlu bir aileye sahip olmak.

Anne ve babasının el ele yürüdüğünü gören 6 yaşındaki bir çocukla, yaşlı ailesinin sevimli sohbetini gören 50 yaşındaki bir kadının hissettiği mutluluktaki benzerliği düşündünüz mü?

Ebeveynleri birbiri ile barışık olan, güçlü bir ekip olabilen çocuklarla ailesi içinde düşmanca anılar biriktirmiş çocukların kırık döküklüklerini kıyaslama şansınız oldu mu?

Hayata bir adım önde başlamak derler ya şanlı insanlar için ya da zenginler için…onu aslında anne ve babası birbiri ile mutlu çocuklar diye değiştirmek gerek bence…. Hayata bir adım önde başlayan, çevresinde kabul gören, ışıltı saçan çocuklar aslında evde mutluluğu hisseden çocuklardır.

Hayatta tanıdığı ilk insanların birbirine olan kabulünü, tahammülünü, saygısını hissederek büyüyen, seçim yapmak zorunda bırakılmayan, yaptığında ise her daim sevgi ile kucaklanan çocuklardan bahsediyorum.

İnsanların yetişkinliklerinde tatmin olduğu, kendini mutlu hissettiği yerleri, zamanları, ortamları gözden geçirsek… Mesela mutlu eder sizi? Sağlıklı bir çocuk, kariyerli bir eş, hırsla tatmin olduğunuz bir iş, aksiyon dolu spor dalları, yalnızlık…

Her biri geçmişten aileden edindiğiniz bir türlü unutamadığınız ya da unutup da adlandıramadığınız o isimsiz hislerle ne kadar ilintili düşündünüz mü

Mutsuz ve yalnız bir baba figürü, kendini temizliğe ve çocuklarına adamış bir anne… ya da evlatlarına söz hakkı vermiş birbirini öpmekten çekinmeyen ebeveynler… her bir anı, her bir resim ne kadar etkili bugünkü sizde…. Ve fark ettiniz mi, kendiyle barışık, evlatlarıyla barışık ebeveynlerin çocuklarının gözlerindeki pırıltıyı… yaşamdan aranabilecek bir çok şeyi daha küçücükken nasıl da bulduklarını dört duvar arasında…

Ebeveynlerin hatalarını tekrarlamamak adına hatasız bir yolculuğa çıkmamak adına kendini yıkıp geçmek yerine nötr kalabilenler değil mi daha huzurlu olanlar…

Ne kadar önemlisiniz ey sevgili anneler ey biricik kahraman babalar… kendini çıldırasıya adamış insancıklar yetiştirmek veya yetiştirmemek ne kadar da size bağlı…

Ve birer birey olarak ne kadar da bize bağlı o izlerden kurtulmak… geçmişten sıyrılmak, huzuru aramak için uğraşmak, arkana dönmek ve gülümseyebilmek ne kadar da elimizde aslında…madem ki büyüdük madem ki hayattayız neden ipleri elimize almıyoruz…

Işte o anlarda hayat kurtarmıyor mu bir kitap mesela “SENİNLE BAŞLAMADI”  Onları affetmesen, yetiştiğin o evden kurtulmazsan nasıl ayakta kalabilirsin? Nasıl yetiştirebilirsin ileride tek başına kalacak mutlu çocukları…1-0 ile başlayan farkı nasıl alt edebilirsin?

Ailen ne olursa olsun kim olursa olsun sen teksin, biriciksin. o biricikliğin esaslı bir yalnızlık olduğunu da bilmek zorundasın.. Yalnız kalmalı, kabullenmeli ve affetmelisin… çünkü onlarda biricikti, onlarında bir geçmişi ve hatırları vardı ama sen hep bir adım öndesin.

O zaman durma, affet, gülümse ve yargılama. Bunu yapmak için gireceğin zorlu yolculuktan kaçınma. Bırak onlar kendi akışında kalsın sende kendi akışında… senin suyun kendi yolunu çizsin…

Geride bırakmazsan geride kalırsın… bugünü hiç edersin… oysa bugünde biricik tıpkı senin gibi… haydi el sıkış, affet ve gülümse ….

Tuba Sezenol