Ah Bu Sınavlar!

Ah Bu Sınavlar!

189
1
PAYLAŞ

Son dönemde, özellikle 8. Sınıf ve 12. sınıfta okuyan çocuklarımız, inanılmaz bir güvensizlik ve belirsizlik içindeler. Uzun zamandır büyük özveriler ile hazırlandıkları sınavlar, kalktı kalkacak söylentileri ile iyice kaygı verici bir hal aldı onlar için. Aileleri için de durum farklı değil. En kıymetli varlıkları çocuklarının, geleceği için endişeliler.

Türkiye deki eğitim sistemi üzerine çok şey söylenip, çok şey tartışılabilir durumdayken bunlardan sıyrılıp, resme biraz daha yukarıdan bakmak istiyorum. Daha doğrusu buraya nasıl geldiğimizi, bu sonuca biz ebeveynlerin nasıl katkısı olduğunu irdelemek istiyorum.

Çocuklarımız için istiyoruz ki, iyi okullarda okusunlar, maddi kazanç derdi olmayan bir meslek sahibi olsunlar. Sonuçta ayakları yere basan, başarılı ve mutlu bireyler olsunlar. Bunun olabilmesi için de ders çalışsınlar, uyumlu ve söz dinleyen olsunlar bu arada spor yapsınlar, müzik aleti çalmayı öğrensinler, en az bir yabacı dili çok iyi bilsinler… Liste uzun, çocukların vakti yok, oradan oraya koşmak lazım, sonuçta bizimde çok vaktimiz yok yetişmek lazım her şeye… Sınavlar! Ya kazanamazlarsa!

Bir öğrenci danışanımın annesi, kızının sınav kaygısı olduğunu, aslında çok başarılı bir öğrenci iken sınav günü stres yüzünden kitlendiğini ve bir şey yapamadığından bahsediyor. Çocuk Teog’a hazırlanıyor(gerçi şimdi ismi değişti), sınavında ne olacağı belli değil, sürekli değiştirip duruyorlar iyice panik durumdayız diye özetlemeye çalışıyor. Kendisi çocuktan da panik! Çok çalıştık diyor, iki senedir bütün derslerden özel ders alıyoruz. Sosyal hayatımız diye bir şey kalmadı!

Farkında mısınız? Anne çocuk ile birlikte sınava girecek, neredeyse onun yerine hatta! Biraz konuşup rahatlamasını sağladıktan sonra soruyorum; Hadi biraz da bana kızınızdan bahsedin, nelerden hoşlanır? Onu en çok mutlu eden şey ne sizce? Ne heyecanlandırır coşkuyla? Yetenekli olduğunu düşündüğünüz bir alan var mı? Bunun gibi ucu açık ve duygulara yönelik sorular karşında duraklıyor, huzursuzlandığını hissediyorum. Ben ne yapmaya çalıştığınızı anlıyorum, her şey okul başarısı değil, onun duyguları ve mutluluğu daha önemli tarzı romantik konuşmalar yapacaksınız! Ülkenin durumu belli iken bu tarz romantikliklere vaktimiz yok bizim!

Oysa eğitim sistemimiz tam da bu olduğu için çocuklarımızın daha çok ilgiye, daha çok sevgiye, daha çok hoşgörüye en çok ama en çok da gerçekten dinlenilmeye ihtiyaçları var. Ön yargısız, akıl yürütmeden, gerçek ve içten bir merak ile dinlenilmeye ihtiyaçları var. Duygularının önemsendiğini hissetmek, sevgi ile dokunulmak onları güvende hissettirecektir. Güven duygusunu derinden hisseden çocuklar, kendilerine de, yapabileceklerine de güvenirler.

Peki ama çocuklarımız ile nasıl iletişim kuracağız, soru sorduğumuzda hiçbir şey anlatmıyor. Anlatsa da yüzeysel geçiştiriyor diyorsunuz değil mi? Ergenlik döneminde ki çocuklarımızın bu tepkileri vermeleri doğaldır. Bizim soru şekillerini değiştirmemiz gerekiyor. Okuldan eve gelmiş çocuğumuza;

-Günün nasıl geçti? Demek yerine,

-Bugün en çok neye sevindin/üzüldün?

-En çok hangi arkadaşın ile oynadın?

-Kiminle hiç oynamadın/konuşmadın neden?

-Nasıl hissediyorsun?

Sorularını sormak, onun duygularına seslendiğiniz ve onun ne yaşadığını gerçekten merak ettiğinizi hissettiren mesajlar verecektir çocuğunuza. Zaman içerisinde size olan güveni artacak ve kurduğunuz duygusal bağ artacaktır.

Yaşadığı bir olaydan bahsederken;

-Bu sana nasıl hissettirdi?

-Sence nasıl oldu bu?

-Bu konuda neler yapabilirsin?

-Ne yaparsan kendini daha iyi hissedeceksin?

Gibi sorular sorduğunuzda onunda kendi duyguları ile yüzleşmesine yardımcı olduğunuz gibi, kendi hayatı için farkındalığını artırmasına yardımcı olabilirsiniz. Sadece çocuklarımız üzerindeki olumlu etkileri yok elbet, siz de bu sayede, çocuğunuzu daha yakından tanıma şansını yakalamış olursunuz.

Yetenekleri, yetkinlikleri, ilgi alanları ve onu mutlu eden hatta coşku ile heyecanlandıran şeylerin varlığının ailesi tarafından ve kendisi tarafından bilinen genç, geleceği için hedeflerini koyarken, bu hedefleri gerçekleştirmek için koşarken de kendini yalnız hissetmez. Kurulan sevgi ve güven bağı kaygı duymasını engeller.

İzotomi’nin çok sevdiğim sloganı ile bitirmek gerekirse;

‘Başarı her zaman mutluluğu getirmez ancak mutluluk her zaman başarıyı getirir’

Sevgi ve güven üzerine kurulu ilişkiler ile dolu bir hayat dileği ile…

Sevgi, umut ve barış ile…

Buket Özbek
Yaşam ve Öğrenci Koçu
NLP Master

1 YORUM

  1. Gerçekten bu konudan çok faydalandım. Allah razı olsun bu bilgileri burada bizlerle paylaştığınız için çok faydalı umarım hep böyle bilgileri paylaşırsımız.

BİR CEVAP BIRAK