AH BİR ATAŞ VER

AH BİR ATAŞ VER

10704
0
PAYLAŞ

Şüphesiz ateş insanoğlu için en büyük icatlardan birisi diyebiliriz. O yıllarda her bir buluş insanlığı geliştirmiş olsa da ateş bence değişim açışından daha çok etki yaratmıştır. İnsanlığın bugüne kadar gelmesinde de rolü vardır diye düşünenlerdenim. Ateşin bulunması ile beraber bildikleri veya buldukları her şeyi eritmeye başlayarak madenlerin işlenmesi ile av malzemelerinin daha sağlam ve güçlü hale gelmesi sağlanmış. Artık ateş olduğuna göre yiyeceklerinde çiğ yenmesi yerine ateş ile pişirilerek tüketilmesi ise insanlık için önemli bir adımdır.

Ateş, rastgele mi bulunmuş yoksa ilk insanların meraklı arayışları ile mi keşfedilmiş tam olarak bilinmese de bugün hepimizin çok kolay üretebildiği ve kullanabildiği bir hal almıştır. Öyle ki artık yemekleri pişirmek, madenleri eritmek ile başlayan macera bugün bir çakmak, bir kibrit kadar kolay kullanım halindedir.

Peki, milyonlarca yıl insanlığa hizmet edip gelişmesini ve çağ atlamasını sağlayan ateşi bugün nasıl kullanıyoruz?

1919 yılında Edmonton yangını 5 milyon dönüm araziyi yaktı.

1939 yılında tarihe Kara Cuma Çalı Yangını olarak geçen Avustralya yangınında 5 milyon dönüm yeşillik küle döndü.

1989 yılında yine Kanada’da Manitoba eyaletinde ki yangında 8 milyon dönüm orman yok oldu.

2003 yılında Sibirya’da çıkan yangında 47 milyon dönüm arazi alevlere teslim oldu.

2010 Bolivya Orman Yangını 4 milyona yakın orman yandı.

2014 yılında Kanada’da toplam da 12 milyon dönüm arazi alevlere teslim oldu.

2019 yılının Haziran ayında başlayıp 200 günün üzerinde süren Avustralya yangınında 8 milyon hektar ormanlık alanın yok olmasının yanında 1 milyardan fazla hayvan ölmüş öyle ki birçok canlı popülasyonu dengesini bozmuştur.

Yangınlar kendiliğinden, kuraklıktan, artan sıcaklıktan, komplolardan, terör örgütleri tarafından mı çıkarıldığı sorusu daha yangın bitmeden, acılar dinmeden konuşulmaya başlıyor. Hatta yeni ağaçlandırma kampanyaları bile hızla yayılıyor. İnsan her ne kadar vicdan yüklü bir canlı olsa da bunu bazen kendi için daha çok kullanabiliyor. Bu yüzden vicdan psikoloji açısından da önemli bir duygudur. Freud’un psikanaliz kuramında bahsettiği süperego aslında bu duyguya karşılık gelmektedir. Yangın doğal veya dolaylı yolla yaşanabilecek bir afettir kabul ediyorum. Öyle ki yangının çıkışından dolayı hiçbir sorumlu veya yönetim suçlanamaz. Ancak yangınların durdurulması ve tahribatının çoğalmaması için sorumlu kişilerin rolü ve alacağı aksiyon çok önemlidir.

1800’lü yılların başında Yeniçeri Ocağı’nın kapatılmasına kadar tulumbacılar adını taşıyan, yangına müdahale eden ekipler buraya bağlı idi. Bu topluluk daha sonra hızla teşkilat haline dönüştürülerek ‘Yangıncı Taburu’ adını almış ve şehirde olan tüm yangınlar için başarılı ile mücadele etmiştir. O yılın kaynaklarını biraz düşünürseniz, nasıl zor çalıştıklarını tarif etmeme gerek kalmaz.

Evet, bugün imkânlar arttı, teknoloji gelişti, itfaiye teşkilatları büyüdü ama aynı zamanda yangınlarda paralel şekilde büyüdü. Eti pişirme ile başlayan ateş kullanımı bugün bir şekilde başka değerleri yok ediyor, tüketiyor. Dedim ya yangın bu elbet çıkacak keşke çıkmasa. Ancak bu gibi afetlerden daha güçlü hale ne zaman geleceğimizin cevabını arıyorum.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın kült hale gelmiş Otuz Beş Yaş şiirinde dediği gibi;

Gökyüzünün başka rengi de varmış!

Geç fark ettim taşın sert olduğunu

Su insanı boğar, ateş yakarmış.

İhtiyacımız sizce nedir?

Ender Ermiş

Yönetici Koçu, PCC