Adam Gibi Adam ve Aldatma Kavramı Üzerine

Adam Gibi Adam ve Aldatma Kavramı Üzerine

209
0
PAYLAŞ

Aldatmak hem psikolojik hem de sosyolojik boyutları olan bir olgudur. Kişinin karakterinden bağımsız, içine sonradan yerleşebilen portatif bir duygu durumu silsilesi ama her şeyle ilişkili. Kısaca, o adam aldatır, bu adam aldatmaz diye bir durum yok.  

Dünyanın en “Adam Gibi Adam”ıyla (Bu tabiri sevmiyorum ama içinde bulunduğumuz toplum dikkate alındığında ne demek istediğimi en iyi bu kalıp tarifliyor) da evlenmiş olsanız, aldatma konusunda içine ufak bir kurt düşüren bir arkadaşı, idolü, yakını, patronu vs varsa, o tohum içine ekilmiş oluyor. Sulamamayı seçebilir, “benim bir çizgim var, hayatımın sonuna kadar, iyi aile babası, adam gibi adam olarak kalmak istiyorum” diyebilir veya “acaba” deyip arayışa girebilir. Bu, tamamen kişinin seçimine ve geçmişine bağlı.

Acaba deyip konuyla ilgilenmeye başladığında ise karşısına buna teşvik edecek bir suç unsuru çıkması an meselesi, sonrası zaten bildiğiniz aşkın heyecanı… Kapılmamak demir gibi bir irade istiyor, işin içinde, aldatmayı düşünmezden önce, o adamın tutkuyla bağlı olduğu bir küçük bile olsa…

Üniversite yıllarımda,  şimdiye kadar rastladığım adamlar arasında “adam gibi adam” tabiriyle en çok örtüşen iki kişi tanıdım (tabi bunu o zaman oldukları kişiler için söylüyorum). Bu ikisi, ben ve içinde bulundukları sosyal çevre tarafından gerçekten dürüst, gerçekten vicdanlı ve gerçekten güvenilebilecek iki adam olarak tabir edilen iki yakın arkadaştı. Haklarında, iyi olmayan bir şey söylendiğini hiç duymadım. İkisi de üniversite sonrası evlendi. 

Öğrencilik yılları malum, hayata tutunma çabaları, bir iş tutma durumları.  Hele de yanınızdaki adam gerçekten siz olmuşsa, gözler karartılıp giriliyor bin bir türlü yollara. Düşe kalka oturuyor hayat yerine. Bu düşüp kalkma hallerinde tabi ki yıpranılıyor karşılıklı ama işte siz o oluyorsunuz, o da siz ya…

Sonrasında, erkek egemen bir toplumda olduğumuzdan, biraz fiziksel sağlamlıklarını biraz da duygusal vurdumduymazlıklarını kullanarak bir kaç adım ileri gidebiliyor adam gibi adam. Maaşı artıyor, pozisyonu yükseliyor. Biraz geriden gelinebiliyor kadın, temkinli ve yavaş, ha oldu ha olacak derken, o uçmuş olabiliyor.

İşte ne oluyorsa ondan sonra oluyor adam gibi adamlara…  Benim örneğimde, sonuç her iki adam için de aynı oldu. Biri başlattı, diğeri ondan kuvvet alarak, her ne kadar  tasvip etmediğini söylese de aldatmayı içselleştirebildi.

Bu örnek bana, adam gibi adamlığın, öğrenciliğin ve sonrasındaki hayat şartlarının imkansızlığından veya sosyolojik bir yer edinme çabasından mı kaynaklandığını, yoksa onda doğuştan var olan bir karakter özelliği mi olduğunu göstermiş oldu.

Anlamış ve aydınlanmış olarak, aldatmanın insani bir şey olduğunu düşünüyorum.

 “Lakin sadakat önemlidir. Ruhun, duyguların ötesinde taraf tutması” – (Lizbon’a Gece Treni, Pascal Mercier)