4 KULAKLA DİNLEME

4 KULAKLA DİNLEME

140
0
PAYLAŞ

TDK iletişimi; duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması olarak tanımlamaktadır.

İnsanlar fiziksel, duygusal ve ruhsal durumlarını ifade etmenin yanı sıra bilgi ve yorum alışverişi yaparak sosyal ilişkiler kurmak, bu ilişkileri devam ettirmek ve geliştirmek amacıyla iletişim kurarlar. Canlılar arasında bu kadar geniş kapsamlı iletişimi ancak -hayal kurabilmesiyle diğer canlılardan ayrılmış olan- insan yapabilir. İnsan için, var olmanın temel taşlarından biri olan iletişimin sağlıklı olması mutluluğu da beraberinde getirir. Diğer taraftan iletişim kopuklukları ve doğru işlemeyen bir iletişim süreci, verilmek istenen mesajın yanlış anlaşılmasına ve anlamını yitirmesine neden olur.

Alman Psikolog ve İletişim Uzmanı Friedemann Schulz von Thun’un 1981 yılında yayınladığı İletişim Dörtgeni ya da daha bilinen adıyla Dört Kulak Modeli, iki kişi arasındaki sözlü iletişimin nasıl gerçekleştiğini açıklayan bir iletişim modelidir. Bilindiği gibi ikili iletişimde mesajı gönderen bir kişi, mesajı alan bir kişi ve bir mesaj vardır.

Dört Kulak Modeli’ne göre her mesajın dört yönü bulunmaktadır. Bunlar: yalın bilgi, kendini ifşa, ilişki ve anlaşılmaya çağrıdır. Her mesajın dört yönü olmasına rağmen, mesajı alan kişi her yöne aynı önemi vermeyip, hangi kulakla dinliyorsa ona göre tepki verebilir. Bu kulak mesajı gönderen kişinin vurguladığı yönle aynı yönde değilse, kişiler arasında iletişim kopukluğu yaşanması kaçınılmazdır.

Aşağıdaki resmi beraber inceleyelim.

Karşısındaki kişiye mesaj gönderen kişi:

  • Mesajı en yalın ve düz haliyle iletiyor olabilir,
  • Mesajı kendini ifşa etmek ve anlaşılmak amacıyla iletiyor olabilir,
  • Mesajı karşısındaki kişiyle ilişkisi üzerinden iletiyor olabilir,
  • Mesajı alanın mesajdan bir alt anlam çıkararak, kendisini anlaması için bir çağrı iletiyor olabilir.

Karşısındaki kişiden mesajı alan kişi şu anlamları çıkarıyor olabilir:

  • Mesajı en yalın ve düz haliyle anlayabilir,
  • Mesajdan karşısındaki kişinin ne demek istediğini düşünerek, empati kurarak bir anlam çıkarabilir,
  • Mesaja karşısındaki kişiyle ilişkisi üzerinden anlam yükleyebilir,
  • Mesajın kendisine söylenmek istenen bir alt anlamı olduğunu ve kendisine bir çağrı niteliği taşıdığını düşünebilir.

Modelin klasik örneği trafikte otomobil içinde kırmızı ışıkta bekleyen bir karı kocadır. Otomobili kadın kullanmaktadır. Trafik lambası yeşile döner ve erkek kadına “yeşil ışık yandı” der. Tek bir mesajın hangi kulakla dinlendiğine göre, nasıl farklı algılanabildiğini aşağıdaki tablo çok güzel anlatmaktadır.

GÖNDERENALAN
YALIN SEVİYEYeşil ışık yandıYeşil ışık yandı
KENDİNİ İFŞA/ EMPATİ SEVİYESİAcelem varBir an önce gitmek istiyor
İLİŞKİ SEVİYESİYardımıma ihtiyacın varBenim kötü bir sürücü olduğumu düşünüyor
ÇAĞRI SEVİYESİBas gazaBir an önce gaza basmalıyım

Görüldüğü gibi iletişimde başarılı olabilmek için iki tarafın da aynı seviyede iletişim kurması gerekir. Yalın seviyede verilen mesajı, ilişki seviyesinde algılayan kişi buna ters tepki verebilir ya da da kendini ifşa seviyesinde verilen mesajı, yalın seviyede algılayan kişi karşı taraftan empati yoksunu olduğu eleştirisini alabilir.

Dilimizdeki can kulağıyla dinlemek deyimi ise tüm seviyeleri kapsamaktadır. Bize gelen mesajı tüm dikkatimizi vererek dinlediğimizde, karşımızdaki kişinin  ne dediğini, nasıl dediğini ve belki de aslında ne demek istediğini anlayabiliriz. Bunu biraz da koçluktaki üçüncü seviye dinlemeye, yani karşımızdaki kişiyi tüm duyularımızla dinlemeye benzetebiliriz. F.Schulz von Thun Dört Kulak Modeli’ni oluştururken, pür dikkat karşımızdaki kişiyi dinlemenin Koçluk’taki önemini elbette düşünmemiştir ama bu modeli öğrenirken benim aklımdan geçen buydu.

Saygı ve sevgilerimle,

SEZGİ DEMİR

Kaynaklar: https://www.schulz-von-thun.de

https://en.wikipedia.org/wiki/Four-sides_model