Feda – Kâr

Feda – Kâr

106
0
PAYLAŞ

Kimi insan acı çeker, sesi yükselir

Kimi insan acı çeker, sesi kesilir.

Sen hangi tarafsın?

Bu cümleleri ilk okuduğumda benim tarafım zaten belliydi.

Ben sesi kesilen tarafım.

Ağlayarak uyuyan, gülerek uyananlardanım.

İyi misin diye soranlara her şey yolunda derim, içim kıyam olur ama kimse bilmez.

Ruhumun yorgunluğu ne zaman yüzüme dökülür ise o zaman anlaşılır.

O zaman da Küçük Prens’in dediği gibi; “Üzgündüm ama onlara yorgunum dedim.”

Sahi neden bazı insanlar tırnağının ucu kırılsa dünyayı ayağa kaldırırken neden bazılarımız en büyük acıları bile sanki her gün yaşıyormuş gibi normalleştiriyor?

Yok sayıyor, sindiriyoruz?

Acılarımızdan, yaralarımızdan utanıyor muyuz ki?

Ya da güçlü, çelik gibi görünen kişiliğimizin altında yatan zayıf taraflarımızı göstermek bizim için neden bir onur meselesi haline geliyor?

Niye saklama gereği duyuyoruz?

Doğarken güçlü olmak adına duygularımızı yok saymak için ciddi bir anlaşmamı yaptık ki?

Birden çelik adam/kadın oluveriyoruz.

Ben babam öldükten 6 ay sonra arabama binip babamı sokak sokak aradığımı biliyorum, sanki yolda kaybetmişim de bulacakmışım gibi…

Bu an benim uyanışım oldu.

Acımı, ölümü, yas’ımı, babasız bir kız çocuğu oluşumu hiç yaşamamıştım. Kendime bu hakkı hiç vermemiştim. Duygularıma dönüp bakmamıştım. Doğru düzgün ağlamamıştım bile.

Herkesi iyileştirmeye çalışıp, kendi yaramı görmezden gelmiştim. Herkese yetişmiş, kendime geç kalmıştım.

Neden peki?

Kimse üzülmesin diye… (Başkalarının yükünü almak, Fedakârlık)

Öncelikle kimse üzülmesin diye kendimizi paralamanın adı fedakarlık. Biz feda ederiz, başkaları kâr eder. Biz başkalarının acısını yükleniriz, onların üzülebileceği, kırılabileceği her şeyi onlardan saklar kendimize yük ederiz. Yeter ki onlar üzülmesin. Bu kişiler genelde ebeveynlerimiz, kardeşlerimiz, sevdiklerimiz olur. Kendimize kıyarız, onlara kıyamayız. Yeter ki onlar üzülmesin isteriz.

Bu ne demek biliyor musun?

Kadere müdahale etmek demektir. Karşındaki kişinin karşılaştığı, tecrübe edip ders çıkaracağı, öğreneceği bir sınava onun yerine girmek demektir. Ama yaşam denen sınavda maalesef kimse kimsenin sınavını veremez. Herkesin sorumlu olduğu dersler ve ödevler var. Sen o çok sevdiğin kişinin acısına sahip çıkarken onu engelliyorsun aslında. Bu O’nun da sınavı, görmesi gereken gerçekler, yüzleşmesi gereken duygular, anlaması gereken dünya hallerini önünden alıp ona bir masal dünyası yaratıyorsun, kendin de zehirli elmayı ısırıyorsun. Bunu yaparak zehirliyorsun kendini. İyilik yaptığın kendini feda ettiğin kişiyi de gerçeklerden kaçırmış oluyorsun. Anlaman gereken bu O’nun gerçeği ve gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Sen şimdi bunu yaparak sakladığın yada müdahale ettiğin gerçekle er yada geç hatta daha fazla artarak tekrar karşılaşacak ve sen bunu bu sefer engelleyemeyeceksin.

Tabii bir de bu işin sonrası var. Tek kelime; YAPMASAYDIN!

Tanıdık geldi mi? Bir de nasıl oturur içine, gözlerin dolar, midene yumruk yemiş gibi susarsın. Halbuki sen ne fedakârlıklar yapıp o üzülmesin diye neler neler yapmıştın değil mi? Kendine üzülürsün ama o çok değer verdiğin sana üzülmez biliyor musun? Gözlerinde çok net bir ifade ile kestirip atar. Yine bir şey diyemezsin. Bir bakarsın senin O kıyamadığın, incinmesin diye gözünün içine baktığın senden daha güçlü durur senin karşında, hem de sana karşı… Onun yerine girdiğin sınavdan kaldın mı? Kaldın!

Aslında yapmasaydın derken doğruyu söylüyor biliyor musun? Fedakârlıklar genelde sahibinden habersiz yapılır. Karşındaki bunu bilmez, anlamaz. Çünkü bu senin seçimindir. Bunu sen istemişsindir. O senden bir şey istememiştir. Fedakârlık sahibinden ayrı yürür genelde. Sorumluluğu da sana aittir. Ama ben O üzülmesin diye başlayan her cümle senin sorumluluğundur. Sorumluluğunu aldığın her duygu seni çözüme götürür. Başkasına yüklediğin her duygu büyük bir karmaşa yaratır içerde. Çünkü seni kimse buna zorlamamıştır, sen kendini feda ettin, ama kâr eden o oldu. Bunu sen istedin, kendine ait bir seçimde bir başkasını suçlamamalısın. Kendini bir daha bu duygunun içinde bulmamak için seçimlerine dikkat etmelisin, kim için neyi feda ettiğinin farkında olmalısın.

Her kader sahibine aittir.

Sen bu yükü kaldırabiliyorsan herkes kaldırır, unutma.

Canan COŞKUN SAYIN

BİR CEVAP BIRAK