40’LI YAŞLARINI SÜREN BEKAR BİR KADININ GÜNLÜĞÜNDEN..

40’LI YAŞLARINI SÜREN BEKAR BİR KADININ GÜNLÜĞÜNDEN..

1210
0
PAYLAŞ

Anlamıyorsun zamanın nasıl geçtiğini.
Hızla akıyor günler.. aylar.. yıllar..
Vakit geçiyor……….
Eh, artık senden de geçiyor galiba J
Belirli bir yaştan sonra iki kişilik mutluluğu, paylaşmayı, soluklanmayı azıcık, sevilmeyi belki de birazcık……………… daha çok özlüyorsun, istiyorsun.
Bazen de aynaya bakıp, şansını fazla zorladığını düşünüyorsun belki de.. kim bilir..
Eh, genç kız değiliz artık.
O kadar sabırlı, o kadar anlayışlı, o kadar tahammüllü değiliz.
Vaktim de yok o kadar.
Gel-gitleri hoş göremiyoruz.
Zaten, bi’ gelip bi’ gidecek insanlar da istemiyoruz hayatlarımızda.
Heyecandan anladığımız şeyler de başka artık.

Yanımızdakiyle maceralara atılmak daha cazip geliyor; yanımızdakine rağmen macera aramaya oranla.
Daha iyi biliyoruz artık; bedenimiz, ruhumuz kadar yaşıyor ancak.. beslenemiyorsa, peşini bırakıyor.

Nefesimiz daha da kıymetlendi sanırım.

Nefes aldıran şeylere karşı daha duyarlıyız hattâ.
Hal böyle olunca, bakıyoruz etrafımıza, bakakalıyoruz olan bitene sonra.
Ne acayip şeyler oluyor, insanlar ne garip şeyler istiyor.. yaşıyor.. donakalıyoruz.

Flört, romantizm falan nerede kaldı….. pardon da?
“Ne istediğini bilen kadın” olmak zor.
Bizi hâlâ, “mağazaya girdiğinde kırk saat çıkamayan kadınlar” sanıyorlar.
Hâlbuki eksiğini çoktan belirlemiş ve saadece onu arıyor oluyoruz bizler bu yaşlarda.
Biz de biliriz, “sevdiğimiz bir şeyin tüm renklerini” almayı.
Ama beğendiğimiz erkeğin renklerini alıyor muyuz?
Tabii ki hayır.
Ama henüz keşfetmemiş olanlarımıza bir sır vereyim mi?
Bugünün ilişki şartları bambaşka.
Adam ya “sana rağmen özgürlük” istiyor, ya da hepsini bi’ arada.
Yalnız uyumaya alışmış.
Sorumluluk almamaya da öyle.
Kafayı, “bağlanmadan ilişki yaşamaya” takmış.
Ölsen, üç gün sonra haberi olacak.
O üç günde ne çok şey kaçırıyor aslında……. ne büyük yanlış.

Halbuki bizler, yani 40’ını devirenler, sandıklarından çoook daha keyifli ve heyecanlıyız onlardan.
İçimizdeki çocuk hepsini sollar.. hem de bi’ kişi sektirmeden.
Mesela, bilen bilir……. ben de Tinder’dayım.
İnanılmaz insanlar çıkıyor karşıma.
Açık açık yazıyor “Evliyim, baştan anlaşalım.”
İyi de….. e sen zaten “anlaşmanı” yıllar önce yapmışsın.. altına imzanı da atmışsın?!
Şimdi buralarda ne arıyorsun, karın biliyor mu aradığın şeyi, aradığını onda bulamadıysan neden ayrılmıyorsun?!

Bizi sıkıcı sanıyorlar.. renksiz.. yavaş.. pasif..
“Vazgeçemeyiz” sanıyorlar.
Şartları onlar koyacak, biz uyacağız sanıyorlar.
Hâlbuki hiçbir ruh, kendine çiçek açtırandan kaçamaz.
Ve bu “çiçek”; bazen boşanma kadar ağır neticelerle, bazen “bu ilişkide ben de varım” dedirtecek kadar yüksek sesle gösterebilir kendini………. ama bunların olabileceğine inanmıyorlar.
Zira sadece “beden”dir yavaşlayan.

Zira hiçbir ruh yaşlanmaz….. bu küçük(!) detayı unutuyorlar.
Madem öyle………. buraya kadar.

“Aşk” neyse, “yüreğimiz bu yaşımızda aşka dair kulağımıza ne fısıldıyorsa”, hepsini doya doya yaşayacağız biz de.

Gizli kapaklı değil, haftada 1 değil, akıllarına geldikçe değil, gel-git’lere rağmen hiç değil.
Evet………. Bi’ gün doğru adamla el ele gün batımını seyredeceğiz yine.

Zayıflatacak bizi aşk.. daha çok seveceğiz bedenimizi.
Tokuşturacak ikinci kadehimiz hazırda duracak hep.
Sabahları erkenden uyanacağız.. uykularımız kaçacak yine..
Gözlerimiz utana utana, köşe bucak kaçacak; bize uzuuun uzun bakan o bi’çift gözden hep.

Küçük bi’ kız gibi, durup durup gülümseyeceğiz kendi kendimize.

Akşam ne giyeceğimizi, ne diyeceğimizi şaşıracağız.. buluşana kadar zaman zor geçecek.
Kendimize şaşıracağız.. içimizde olup biteni anlayana kadar zaman aşkla birlikte akıp gidecek.

Anlamıyorlar.
Hayat eskisinden daha zor artık.
Artık okul kırmak yok.. artık kalp kırmak var.. ve eskisi kadar kolay da iyileşmiyor.
Yoruluyor artık.
Mutlu olsa dünyayı devirecek o kalp; ümit etmekten, inanmaktan, direnmekten, beklemekten yoruluyor.
Kolay mı sanıyorlar insanın kendini her seferinde yeni birine tekrar tekrar anlatmasını?
“Ben şuyum, şöyleyim, şunları yaşadım, şunlardan hoşlanırım, şunlardan korkarım..”
Hahaaaa.. tabii ya………….. korkular var bi’ de.. kaygılar.. uykusuz geçen geceler var.. kotasını aştı mı insanın canını sıkan yalnızlıklar..
Güldürmesinler Allah aşkına.. kuş tüyü yastıklar bizi nereye kadar saracaklar?
Her şeye rağmen, aşk.
Her şeye rağmen, hızlı atan kalp.
Kaç yaşında olursan ol, ne yaşıyorsan yaşa, ne hissediyorsan hisset, neyin varsa ya da yoksa………
Boşversene..
Çiçek gibisin sen……… açsana!
Gördüklerimize rağmen, inatla, “O”nu aramaya devam.
Yaşadıklarımıza rağmen, pes etmek yok…… tamam???