Gençler…Hayaller…Umutlar…

Gençler…Hayaller…Umutlar…

191
0
PAYLAŞ

Geçen hafta Van ve Ahlat’taki öğrencilerle birlikteydim. Orada seminerler verdim ve liseli gençlerle bire bir konuşma şansım oldu. Güzel ülkemin en doğusundaki bu bölgede çocuklardan çok ama çok etkilendim; zaten takip edenler paylaşımlarından da bunu anlamıştır. Gençlere öncelikli olarak sorduğum soru şuydu…

”Hayal kurar mısınız?”
Hepsinin eli havaya kalktı; bir tane bile “Benim hayalim yok” diyen çocuk görmedim. İtiraf etmek gerekirse, çok şaşırdım ve çok etkilendim. Neden mi? İşim gereği sürekli gençlerin içindeyim. Özellikle meslek seçimi konusunda uzmanlaşmış bir öğrenci koçu olarak, gerek bireysel gerek gruplar halinde liseli gençlerle bir araya gelip çalışmalarımı gerçekleştiriyorum. Onlarla birlikteyken sıklıkla sorduğum bir soru var… “Hayalin ne?” Doğu’daki gençlerin aksine, bir çoğu maalesef bu soruya cevap veremiyor ve hayalinin olmadığını belirtiyor. Genelde verdikleri cevap ”Hayalim yok” ya da “Bilmiyorum”… İşte bu yüzden oradaki çocuklardan bu kadar çok etkilendim. Dahası, oradaki gençler, kendi yaşlarındaki gençlerin hayallerinin olmadığına inanamadılar! Bir türlü akılları almadı böyle bir şeyi… O noktada durdum ve düşündüm, biz nerede yanlış yapıyoruz diye… Çocuklarımızın hayallerini bile ellerinden aldıysak, ki burada anneler, babalar, eğitimciler olarak mutlaka bizlerin de payımız var, nerede neyi eksik yaptık acaba diye düşünmeden edemedim…

İşin daha da can alıcı kısmına şimdi geliyorum… Bu çocuklar, tahmin edeceğiniz gibi, büyük şehirlerde okuyan çocuklara göre daha farklı imkanlara sahipler. Ona rağmen, “Hayaliniz nedir?” diye sorduğumda, Ahlat’taki çocukların bir tanesi bile kendi için bir şey istemedi!!! Şimdi hatırladığımda bile tüyleri diken diken oluyor… Verdikleri cevaplar; “İyilik yapmak istiyorum, bu dünyaya katkıda bulunmak istiyorum, insanlara bir şeyler vermek istiyorum, savaşlar olmasın, barış istiyorum, birlik beraberlik istiyorum…” şeklindeydi. Öğrencilerden biri “sonsuz dilek hakkı istiyorum” dedi. O sonsuz dilek hakkı ile ne yapmak istediğini sorduğumda, verdiği cevap bomba gibi düştü; “daha fazla okul açmak istiyorum, daha fazla öğrenciye ulaşmak ve eğitimleri yaygınlaştırmak istiyorum…” Bakar mısınız?! Bir tanesi bile, içinde bulundukları o kadar imkansızlığa rağmen, kendi için bir şey istemedi…

Van’da ise, kardelenlerin hayalleri, hep ilerde olmak istedikleri kişi, yapmak istedikleri mesleklerle ilgiliydi. Kimi hemşire olmak istiyor, kimi acil tıp teknisyeni, kimi gastronomi okumak istiyor. Ancak, aileleri de dahil olmak üzere, bir şekilde yapamayacaklarına inandırılmış bir kısmı, özgüvenlerini kaybetmiş. Karşılarına geçip “istersen yaparsın” deyince inanamadılar önce onlar da. Mezun olur olmaz evlenip çocuk doğurmanın ötesindeki alternatifleri gördüler; emek vermeleri gerektiğini anladılar, kendilerine inanmaları gerektiğini, bunun için çaba göstermek gerektiğinin farkına vardılar.

Hepsi farklı cevher olan bu gençlerin değerleri, hayalleri, ulaşmak istedikleri var. Bir yandan o yaşta verdikleri hayat mücadelesi var, diğer yandan, güvene, desteğe ve yapabileceklerine dair inanca ve birilerinin onlara inanmasına da ihtiyaçları var. Karşılarına geçip “kendinize inanın, yapabilirsiniz…”dedikçe gözleri parladı hepsinin. Nasıl yapacaklarını sorgulamaya başladılar. Seminer sonrası etrafımı çevirip, gerçekten başarmak istediklerini belirtip, bunu nasıl gerçekleştirebileceklerine dair onlara yol göstermem için saatlerce etrafımdan ayrılmadılar! Lafı birbirlerinin ağzından aldılar. “Hocam nooolur gitmeyin, bizi bırakmayın, burada kalın, yine gelin, hep gelin…” sözleriyle, bana da ilaç gibi geldiler. Hani derler ya, anlatılmaz  yaşanır… Bu da öyle bir şey işte…

Onlara fayda sağlamaya gittiğimi düşünürken aslında kendime de iyilik yapmaya gitmişim meğer… Bilgiye, ilgiye, değerli hissetmeye o kadar açlar ki… Karşılarına çıktığınızda, bütün samimiyetleri, sıcaklıkları ve içtenlikleriyle, sizi de sıcacık sarıp sarmalıyorlar. Sadece 3 gün geçirdim o bölgede ancak giden ben ve dönen ben aynı değilim… O çocuklardan kaçına dokunabildim, bilmiyorum. Bir tanesine bile dokunabildiysem ve onun hayatında minicik bir fark bile yaratabilmişsem, ne mutlu bana…

Size tavsiyem, fırsat bulduğunuz ilk an gidin oralara, mümkünse bir araya gelin o çocuklarla.. Konuşun, sohbet edin, hayallerini sorun; belki de hiç farkında olmadan umut olacaksınız onlara…Ve de, eminim ki, siz de gittiğiniz siz gibi dönmeyeceksiniz oralardan…

Ayça Aytaç
Öğrenci Koçu

BİR CEVAP BIRAK