1920’lerin Paris’ine Gitmek İsteyen Var mı?

1920’lerin Paris’ine Gitmek İsteyen Var mı?

172
0
PAYLAŞ

Paris caddelerinde gece yarısı yürüyüşe çıkan Amerikalı bir genç yazarın sihirli bir yolculukla hep yanlış bir dönemde yaşadığını düşünüp hayalini kurduğu 1920’lerdeki Paris’te kendini bulmasını konu alan harika bir film izledim. Woody Allen imzalı filmde baş kahraman GIL, PİCASSO’nun sevgilisi ADRIANA’ya aşık olur ve her gece yarısı onunla, Ernest Hemingway ve T.S Eliot gibi birçok yazar ve sanatçı ile  renkli saatler geçirmeye başlar.

 

Bir gece Adriana ile Paris sokaklarında gezerken kendilerini 1920’lerden de önce 1800lerde bulurlar. ADRIANA orada kalmaya karar verir. Ona göre “ALTIN ÇAĞ” dır o dönem. GIL ise buna itiraz eder ve şöyle der: “ Burada kalırsan burası senin şimdin olacak ve yakında başka bir zamana dönmeye, onun altın çağ olduğunu düşünmeye başlayacaksın.”GIL hayalini hep kurduğu 1920’lerde yaşamanın daha sonra başka bir özlemi doğuracağının farkına varır. Filmin sonunda Paris’te kalarak şimdiki zamanı en iyi şekilde değerlendirmeye karar verir.

Büyülenmiş gibi filmi izlerken günümüzde ne çok geçmişe özlem duyduğumuzu, geçmişe dönme şansımız olsa daha mutlu olacağımıza dair bir inancın ne kadar da yaygın olduğunu düşündüm. Özellikle bu yüzden yaşlandıkça, gençleri anlamakta zorlanan, onların önem verdiği, zaman ayırdığı ve kullandığı teknolojik yenilikleri benimseme konusunda sorun yaşayan hatta bazen tamamen reddeden bir tavırda buluyoruz kendimizi. Bırakın gençlerle iletişim kurmayı, hep geçmişte takılı kalıp, sanki o zamanlar her şey toz pembeydi gibi “kör öldü badem gözlü” edasıyla bugünün getirdiği yeniliklere ve hayatı kolaylaştıran gelişmelere kapatıyoruz kendimizi….Tam da böyle düşünürken çok sevdiğim bir büyüğüm ve dostumum sosyal medya paylaşımı ilgimi çekti. Sizinle de paylaşmak istedim. Keşke hepimiz belli bir yaştan sonra hayatın getirdiği yeni hediyelere kollarımızı açsak, onları minnetle kucaklaşak ve bir ohhh desek diye düşündüm. İşte kendisinin izniyle aşağıda oflamayan poflamayan tersine bir oh çeken o farklı satırlar…

“Hayatımda eskiden var olan pek çok kalem artık yok. Örnek mi istiyorsunuz. Buyrunuz: Burç tahminlerindeki aşk hayatınız ,iş hayatınıza dair yorumlar, moda giysiler, yüksek topuklu ayakkabılar, yılbaşı partileri, yeni arkadaş edinmeler, uzun vadeli gelecek planları, sigara, yorucu seyahatler, mecburi ahbaplıklar, akraba ilişkileri, işe yetişme, iş yetiştirme, eve yetişme, ev işlerini yetiştirme vs. vs.

Ben şu anda sağlığım , sevgili eşim, kızım, yıllanmış çok değerli dostlarım, kedim, kitaplarım ve bilgisayarımdan oluşan dünyada yukarıda sözünü ettiğim kalemlerin ve de olayların hayatımdan çıkıp gitmiş olmasından hiç mi hiç rahatsız değilim.Tam tersine kuş gibi hafiflemiş hissediyorum kendimi. Fazlalıklarını atmış bir balonda özgürce uçmak gibi bir şey bu. Yalnız bu özgürlüğü yaşayabilmek için bütün bunların hayatınızda önce olması, sonra çıkması gerekiyor. Gençler yanlış anlamasın… Bu arada da gidenlerin yerine Facebook, Internet, Whatsapp gibi yeni kalemlerin katılımından ziyadesiyle memnun olduğumu da söylemek isterim. Hayata yönelik kısa vadeli planlar hep var ,olmazsa olmaz…”

Yeşim Erberksoy

İzotomi Projesi Koordinatörü

BİR CEVAP BIRAK