14 Şubat’a Kadar ACİL Sevgili Edinme Rehberi

14 Şubat’a Kadar ACİL Sevgili Edinme Rehberi

452
2
PAYLAŞ

14 Şubat öncesinde, bir baktık elimizi sallasak sevgili arayan insana çarpıyor! Bununla ilgili müthiş bir sorumluluk hissettik ve derhal bir yazı hazırlamalıyız; sevgilisiz insanlara ışık olmalıyız diye düşündük. Ne kadar iyi kalpli insanlarız:))

İlişkiler ile ilgili eğitimleri dillerde dolaşan, hem de bu alanda çiftlere destek veren Türkiye’nin bu alandaki en önemli isimlerinden Aslı Aydemir Aytaç‘ın kapısını çaldık. Aslı, pek güzel şeyler anlattı; biz de iştahla dinledik, keyifle yazdık. Sonra dedik ki “Aslı, bunlar çok nitelikli bilgiler ama bunları kimse okumaz çünkü herkes bizden sihirli bir değnek istiyor. Sen bize şöyle nokta atışı, herkesin okumaktan keyif alacağı bir iki şey söyle de, okunsun.”

Aslı dedi ki, “Keşke bu işler öyle hap gibi verilebiliyor olsa. Ama istediğinizin ne olduğunu anladım galiba. Size, ilişkileri basite indirgeyen formülü vereceğim.” ve ekledi: “Okuyacağınız yazının gerçek hayatla çok ilgisi var gibi görünmesine rağmen benzerlikler tamamen tesadüftür. Buradaki hiç bir cümlenin gerçek hayatla ilgisi yoktur. Sevgili bulacağım diye bunları sakın yapmayın! Bu yazıyı, çocukların ulaşabilecekleri yerlerden uzak tutun. Bu sadece ve sadece içinizdeki çocuğun eğlenmesi için bir yazıdır!”

“Eğlenin. Çünkü eğlendiğiniz zaman gerçek doğanız ortaya çıkar.

Kendiniz olun ve kendiniz gibi sevilmeyi isteyin.”

Aslı Aydemir

  • Aynada gözlerinin içine bak. Kaç yaşında olduğunu kendine yüksek sesle hatırlat. Oha, o kadar oldun mu sen ya? Zaman su gibi valla. Hala bir sevgilin yok ama di mi senin? Ay, canım ya… Çok yazık. Bunca yıl, bunca tecrübe, bunca emek. Sıfıra sıfır elde var sıfır! Başarısızsın. Bunun başka açıklaması yok. Şimdi yüksek sesle bunu birkaç defa tekrarla. BEN BAŞARISIZIM. ALLAH BENİM BELAMI VERSİN. Evet, daha yüksek, daha yüksek!
  • Akranlarını hayal et. Güzel kızlar, yakışıklı erkekler ile geziyorlar; hepsi birbirinden mutlu, rengarenk yaşamlarından kafalarını kaldıramıyorlar, o derece. Mutluluğun su gibi aktığı günlerde, birlikte durmadan çılgınlar gibi eğleniyorlar. Hayat onlara güzel. Mesela, bak telefon defterinden rastgele sevgilisi olan birini seç, ara. Bak bakalım, ilk seferde açıyor mu o telefonu… Açmaz!  Açamaz. Yüksek eğlenceden telefonu duyamaz çünkü. İnsanın sevgilisi olduğunda böyle bir yaşamı oluyor işte, kardeşim. Hep kahkaha, hep eğlence… Sevgililer niye ağlamalı fimlere gidiyorlar sanıyorsun? Hayatlarında biraz da dram olsun diye. Sen niye sanıyordun ki?
  • Evli ve çocuklu akranlarını düşün. Sevgililik mertebesinin dibinde bunlar! Alıp müzeye kaldırmalı bunları, bilimadamlarına inceletmeli ve senin gibiler için “Elalem hayatın şifresini nasıl çözmüş?” rehberleri çıkarılmalı. Bak adam önce tanışmış, sonra sevgili yapmış, onunla da yetinmemiş evlenmiş, barklanmış, üstüne bir de çocuk yapmış. Yuh! Valla kardeşim, sen burda aynaya bakarken atı alan çoktaaaan Üsküdar’ı geçmiş. Sen de 14 Şubat geliyor, benim sevgilim yok diye çocuk gibi ağla. Ama ağla valla. Senin durumunda ben olsam, ben de ağlarım. Zor, hayatın çok zor senin. Ha, sana son sözüm: 40 fırın ekmek de yesen, senin iş yaş kardeşim.
  • Eveeeeet, yeteri kadar bunalıma girdin mi? Aferin! (Eğer henüz kıvamda değilsen, 1., 2. ve 3. adımları gerektiği kadar ard arda tekrarla.)
  • Evden çık sen şimdi. Çık çık çık. Evde oturarak mı sevgili bulacaksın? Bak, bunlar başına hep evde çok oturmaktan geldi zaten. Tavuk değilsin sen. Tekrarla bakayım: BEN TAVUK DEĞİLİM. Aferin. Neden tekrarladın bunu şimdi? Çünkü oturarak üretim yapan tek canlı, tavuk. Sen tavuk musun? Değilsin. O zaman, hemen dışarı! Güzelce hazırlan, güzelce. Öyle üst baş pespaye çıkılmaz. Tamam bunalımdasın da, sevgili aramaya çıkıyorsun be kardeşim; bakkaldan sigara almaya gitmiyorsun.
  • Unutma, burada artık sen görücüye çıkmış bir bekarsın. Hedefin: Bir sevgili bulmak! Ha, sen sevgiliyi bulmadan önce sevgili seni bulabilir mi? Olabilir! Neden olmasın? Dünyanın binbir türlü hali var. Ne demişler, arayan Mevlasını da bulur belasını da.
  • Şimdi sen onu bunu bırak da, görevlerine odaklan. İlk görevin şu: Kimsenin bakmadığı anlarda bile hayatının aşkı seni izliyor gibi davranacaksın. Böyle bir ideal insan halleri, oturuş kalkışta bir zarafet, konuşmalarda bir nezaket göze çarpacak; giyim kuşamdaki estetik sana bakanın ağzını açık bıraktıracak. Karşıdan görene “Vayyy ne kadar mikemmel bir insan, tam sevgililik!” dedirteceksin. Dili damağına karışmış olacak, “mükemmel” bile diyemeyecek. Diyebiliyorsa, görevi başarıyla yerine getirememişsin demektir. O derece bir görsellikten ve bütünlükten bahsediyorum. Hah, işte o senin bir parçan olana kadar böyle devam edeceksin. Valla düz mantık, kardeşim: Bugüne kadar seni böyle kimse beğenmemiş. Mikemmel olduğunda bakacağız artık giderin var mı.
  • İkinci görevin şu: Gözlerin daima açık ve etrafta olacak. Böyle geleni, geçeni, uçanı, kaçanı tarayacaksın. Röntgenini çekeceksin, uygun adayları hemen kenara ayıracaksın. Uygun olmayanlara da salon insanı çizgini bozmadan “Ay çok meşgulüm, bana da çok talep var biliyor musun, ilgine teşekkürler” havası vereceksin. Vakur bir duruş sergileyeceksin ki, kendin de öyle olduğuna inanasın. Mikemmel insan, vakur olur di mi?
  • Unutma: Sevgili bulmak ciddi bir iştir. Öyle ay köşeden dönerken çarpıştık, kitaplar yerlere saçıldı, çok romantik bir andı gibi tesadüf hikayelerine kanma. Bir kere kitap okuyan insan mı var ki, yere kitaplar dağılmış? Hikayenin tırtlığını oradan anla işte. Onun için gözünü dört boyutlu aç. Hiçbir şeyi olasılıklara bırakma, tesadüflere inanma; bir hikaye yaratılacaksa sen yaratırsın; aklından çıkarma.
  • Aslında şehrin en lüks alışveriş merkezi de olur ama ilk etapta daha küçük metrekare olduğu için şehrin en pahalı süpermarket zincirine git. Buralara hep havalı, bakımlı, zengin hayalindeki sevgili resmine uygun tipler gelir. Orda kimse sana “Hop, kardeş ne iş, saatlerdir burda geziyorsun?” diye hesap sormaz. Ancak işte “Pardon, bakar mısınız, yardımcı olabileceğim bir şey var mı?” diye nezaketen dikkatini çekebilirler. Bu ihtimale karşı cevabın hazır olsun: “Ah, beyefendiciğim, ilginize çok teşekkür ederim. Bendeniz de saatlerdir evimde yakın dostlarıma vereceğim Pekin konseptli partim için Çin’den özel getirttiğim ördeklerime uygun Chevielier sosu arıyorum. Hiç bir yerde bulamadım, inanır mısınız?” Bunu derken, o sosu bulmadan o marketten çıkarsan ölecekmişsin gibi bir yüz ifadesi takın.
  • O sırada, saatlerdir süpermarkette gezerken gözüne kestirdiğin bir sevgili adayın olmalı. Hala daha yok mu? Ohooo, senden bir cacık olmaz. Yol yakınken dön sen, valla bak, beni de uğraştırma. Eğer varsa, aferin, bir umut var demektir. Buldun değil mi bir aday? Hah, şimdi onu işe dahil etme zamanı. Ölecekmiş gibi davranmayı sürdür. Gerekirse, kendi kendine konuşur gibi sosu bulamamanın şaşkınlığını, misafirlerin karşısında yaşayacağın mahcubiyeti, boynun bükük, gözlerin yerde ama ara ara da onun gözlerinde ona anlat. Bildiğin kurban rolü oyna işte ya. Kurban rolü her zaman işe yarar; şefkat uyandırır.
  •  Amacın, kendini bir yere davet ettirmek. Bu noktaya kadar başarıyla gelmişsen, “Buyrun size şurada bir şey ikram edeyim, iyi görünmüyorsunuz” cümlesini duymuş olman lazım. Duymadın mı? Of, valla sana verdiğim emeği çiçeğe versem yazdan önce açardı. Neyse, sen devreye gir “Ay, sanırım kendimi pek iyi hissetmiyorum. Şuraya oturmam lazım. Bir su var mı acaba?” diyerek konuyu aç. Ondan sonra maharetli ol, sudan, ayrana, ayrandan yemeğe taşı olayı. Zamanı uzatabildikçe uzat. Unutma, sen mikemmelsin, tüm hikayelerini o minvalde anlat.
  • Buraya kadar tüm maddeleri layıkıyla geçtiysen, üstün performans madalyası olarak Perşembe gününe ya da gecesine bir davet almış olman lazım! Aldın mı? Tık yoksa, 5’ten itibaren tüm maddeleri yeniden oku; teklifi alana kadar tekrarla. Alternatif olarak, 14 Şubat’ı işin içine karıştırmadan, “Cumartesi günü de… hava çok güzel olacakmış. Yürümeyi sevdiğinizi söylemiştiniz. Ben de çok seviyorum. Birlikte yürümeye ne dersiniz?” gibi masumane ya da “Bir şeyler içelim mi?” gibi eşitlikçi bir davette bulun.

Aslı Aydemir Aytaç’ın gerçek tavsiyelerine ve bilgilerine ulaşmak isterseniz “Aslında Aşk” adlı bir kitabı ve Youtube’da “Aslı Aydemir Aytaç – Mutlu Bir İlişki için Birkaç Dakika” adlı bir kanalı bulunmaktadır.

2 YORUMLAR

  1. Bayıldım… Kesinlikle, sevgilisiz olduğuma değdi… (Sevgilim olsa belki dönüp bakmayacaktım.)
    Aslıcım, çok öptüm. Harika biri olduğunu biliyordum da, bu yönünü bilmiyordum.

BİR CEVAP BIRAK